ÇOCUKLARIMIZA NEYİ KODLUYORUZ. NESİLLERİN HELÂKINA MI YOL AÇIYORUZ.

 

Çocuklarımızı nasıl yetiştiriyoruz. Geleceğe nasıl hazırlıyoruz?

Geleceğimizin nesline daha çok neyi kodluyoruz?

 

Huzuru manevi alanda mı arıyoruz yoksa Dünya malında-mülkünde, şanında-şöhretinde, makamda mı arıyoruz?

 

Peki gerçekte huzur, mutluluk nedir, nasıl ulaşılır?

 

Bakara Sûresi 205- O kimse yeryüzünde bir çalışma, bir gayret içinde döner durur. Fakat o kimse orada ikilik, bozgunculuk içinde ve gönüllere sunulacak hakikatlerin bilgilerini ve gelecek nesilleri helâk etme içindedir. İkilik, bozgunculuk içinde olanlarda Allah sevgisi yoktur.

 

Meryem Sûresi 74- Onlardan önceki nesillerden niceleri de gösterişli haller ve kibirli davranışlar içinde Bizi anlayamayıp helâk olup gittiler.

 

Yûnus Sûresi 66: …….. Onlar sadece zanlarına tâbi oldular ve onlar sadece çıkarlarına tâbi oldular.

 

Neden dünya menfaatine bu kadar düştük?

 

Neden ibadetlerimizi bile menfaat üzere, Cennet için ve Cehenneme düşmemek üzere yapıyoruz?

 

Neden gönüllerimiz, Dünya sevgisi, menfaat, şan, şöhret, zenginlik, makam ile meşgul?

 

Neden kendi inancımızda, kültürümüzde olmayanı dışlar olduk, onları kâfir ilan ediyoruz?

Neden hep bir kavga, tartışma, bilmişlik içindeyiz?

Neden hakikatleri anlama yerine, bildiklerimizi bilmişlik içinde anlatma derdindeyiz?

Neden gösterişli haller içindeyiz, kibirli davranışlar içindeyiz?

 

Evlatlarımıza ne öğretiyoruz?

 

Din öğretirken bile neden masum gönüllere ayrımcılık, bozgunculuk, ikilik ifade eden kelimeler ekiyoruz?

 

Neden hakikati tam öğrenmeden, kitaplarda yazanları ve duyduklarımızı hakikat diye anlatıyoruz?

 

Neden manevi hissiyatımız azaldı?

Allah’a inancımız bile menfaate dönüştü.

 

Çocuklarımızın başına bir sıkıntı geldiğinde neden hemen isyanı, üzüntüyü, içine kapanmayı seçiyorlar?

Neden sabır yok artık, neden başımıza gelenlerden ders alma yok artık?

 

Mutluluk, huzur nedir?

 

Dünya malı, makamı, zenginliği, şöhreti mutluluk getirir mi?

Meslekler; insanlara, varlığa hizmet için midir, yoksa para kazanıp köşe dönmek için midir?

 

Çocuklarımıza öncelikle neyi kodluyoruz?

 

Çocuğum Dr olsun para kazansın mı diyoruz, yoksa Dr olsun hasta tedavi etsin, hastalıkların tedavisini bulsun, insanlara yardım etsin mi diyoruz?

Avukat olsun para kazansın mı diyoruz, Adalet yolunda koşsun mu diyoruz?

Mühendis olsun para kazansın mı diyoruz, insanlara faydalı, yaşamını kolaylaştıran malzemeler üretsin mi diyoruz?

 

Meslekler kutsaldır, her biri Allah’ın sonsuz ilmini taşır.

Meslekler öncelikle hizmet alanlarıdır. Birbirimize yardım etme alanıdır. Öncelikle para kazanma aracı değildir.

 

Eğer öncelik para kazanma olursa, çocuk buna şartlanırsa, hatalar yapmaya başlar, çıkar üzere yaklaşır, insan kandırmaya başlar, sahtelik yapmaya başlar.

 

Ve böylelikle kişiliğini kaybeder, gönlünü karartır, menfaat ön planda olduğu için yaşamın anlamını menfaate endeksler.

Ve mutluluğu Dünya menfaatinde arar.

Böyle olunca gönüller kirlenir, gerçek huzur, mutluluk olan manevi alan zayıflar.

 

İstedikleri olmadı diye bunalıma girer, isyan eder, kavgacı olur, panik olur, stres olur, çevresinde geçimsiz olur, yaşamdan soğur, yaşam anlamsız gelir.

Çünkü çocuğun gönlüne Dünya istekleri ve çıkarı kodlaması yapılmıştır.

Oysa çocuğun gönlüne öncelikle manevi alanın kodlaması yapılmalıydı

 

Çocuğa menfaat kodlanırsa ibadetini dahi nefsi için yapar.

Kendine arif olmak, varoluşu anlamak, varedeni bilmek gibi manevi alanla ilgilenmez.

Din nedir, Allah nedir, kâinat nasıl var olmuş, ben kimin, ben nasıl var oldum, nerden geldim nereye gidiyorum, ölüm nedir gibi soruların cevabını samimi olarak aramaz.

Ben neden varoldum, yaşama amacım nedir sorularının cevabını merak etmez.

Sorması bile genelde menfaat üzeredir.

Çünkü küçükten beri öyle öğretilmiştir.

 

Birilerinin anlattığını Din bilir, Allah bilir, ibadet bilir.

 

Bir arayışta, sorgulamada gerçekleri mi anlamaya çalışıyoruz, o gerçeklere mi tâbi oluyoruz, yoksa o arayışta çıkarımızı düşünüp, çıkarımıza mı tâbi oluyoruz.

 

Bir Televizyon programında bir cemaate tâbi olan bir kişi aynen şöyle demişti: Cennet yoksa neden namaz kılayım.

 

Evet, kendi çıkarımız ön planda, Allah ikinci planda.

 

İbadet kişinin kendi nefsi için mi yapılır, yoksa”Rızâ-i İlâhî” için mi yapılır.

 

Yan komşum aç iken, hasta iken, çocuğunu okutmada imkanı yok iken, benim nefsim için Hacc-a, Umre ye gitmem ne kadar doğrudur.

Geçen bir kişi bize dedi ki: Senede 2 kez eşimle birlikte Umre-ye gidiyoruz.

Sorduk: Ne kadar para harcıyorsunuz?

Dedi ki: Her gidişte, eşimle birlikte yaklaşık 10.000 tl, yani senede 20.000 tl

“Rızâ-i İlâhî”ye uygun olanı söylememi ister misin dedim.

Buyrun dedi.

Dedik ki: Bu ülkede binlerce çocuk imkansızlıktan dolayı okuyamıyor, ne olur bunu bir düşünün. Bir yılda verdiğiniz 20.000 tl ye 4 yıl boyunca 2 çocuk okutabilirsiniz, sizin ve Devletin onlara verdiği para ile o çocuklar okur. İnsanlığa ve Devletine faydalı olan çocuklar yetişmiş olur.

 

Allah’a yönelmekteki maksat kendi nefsi çıkarımız için midir?

Cennet için midir, cehennemden korunmak için midir?

Allah’a yönelmekteki maksat, cennetteki, dullar, bakireler, ceylan gözlüler, memeleri yeni çıkmış sayısız kızlar için midir?

 

Allah’a mı tâbi oluyoruz yoksa kendi nefsimize mi, bunu çok iyi düşünelim.

 

Evet, geleceğimizin nesillerini nasıl helâk ediyoruz?

 

Eğer tertemiz çocukların gönüllerine:

Öncelikle çıkarı kodluyorsak,

Hakikatlerin bilgileri diye, bölücülüğü, kibri, üstünlüğü, gururu, bencilliği, seçilmişliği, kodluyorsak.

Gösterişli halleri, parayı, arabayı, mal-mülk, makam, lüks evleri, lüks eşyaları kodluyorsak.

Başkalarını küçük görmeyi, kâfir ilan etmeyi, dışlamayı kodluyorsak

İnsanları ten rengine, inancına, milletine, cinsiyetine, makamına göre ayrımcılığı kodluyorsak

Varlığı hor görmeyi, önemsememeyi, ezmeyi, zarar vermeyi kodluyorsak,

Dövmeyi, öldürmeyi, kovmayı, hakaret etmeyi kodluyorsak

geleceğimizin nesillerine yazık ediyoruz demektir.

Çocuklarımızın gönlüne Dünya istekleri, çıkarı kodluyorsak, çocuk mutluluğu Dünya menfaatinde arar.

Böyle olunca gönüller kirlenir, gerçek huzur, mutluluk olan manevi alan zayıflar.

İstedikleri olmadı, çıkarı gerçekleşmedi diye bunalıma girer, isyan eder, kavgacı olur, panik olur, stres olur, çevresinde geçimsiz olur, yaşamdan soğur, yaşam anlamsız gelir ve mutsuz olarak yaşar.

 

Eğer, çocuklarımızın gönlüne:

Öncelikle;

Mânevi duyguları,

Okumayı, düşünmeyi, araştırmayı, anlamayı,

Yardımlaşmayı, paylaşmayı, faydalı olmayı,

İlim öğrenmeyi, meslek öğrenmeyi,çalışmayı üretmeyi,

Adaletli davranmayı, Edebi, Tevazûyu, Saygıyı, Sevgiyi,

Sabretmeyi, başına gelenlerden ders çıkarmayı, olan olaylardan mesaj okumayı,

Hayatta karşılaşacağı zorlukları aşabilmeyi, zorlukların aşılmasının kemâlat getirdiğini, hata yapsak bile hatanın yeni bir öğrenme ve tecrübe edinmeyi getirdiğini, hatalarda zorluklarda umutsuzluğa düşülmemesi gerektiğini,

Ne olursa olsun asla ümitsizliğe kapılmamayı, moralini bozmamayı,

İyi insan olma yolunda çok gayretli olması gerektiğini,

Her duyduğuna inanmamayı aslını araştırmayı, gösterişe aldanmamayı, süslü sözlere kanmamayı,

Aktarılan bilgiye her yönden araştırmayı, bilgilerin içinde ayrımcılık, ötekileştirme, hor görme, dışlama olup olmadığını anlamayı,

öğretebiliyor isek, gönüllere işleyebiliyor isek

Huzurun mutluluğun kaynağını hissettirebiliyor isek

gelecekte nesillerin başarılı, mutlu ve huzurlu olmasının tohumlarını ekiyoruz demektir.

 

Atalarımız ne güzel demiş: Ne ekersen onu biçersin…

Biz de bundan ders almalıyız.

Biz neysek çocuklarımızda o olur.

Biz ne konuşuyorsak, yapıyorsak, hâl ve davranışlarımız ne ise çocuklarımız da öyle olur.

Çocuklarımızı güzel yetiştirmek için öncelikle kendimizi eğitelim…

 

Şunu iyi bilmeliyiz ki;

Dünya menfaati ve çıkarı gönülleri karartır ve gönlü kararan kişi mutlu ve huzurlu olamaz.

 

Mânevi alan hissiyatı, Gönüllere aydınlık, mutluluk ve huzur verir.

 

Dünyanın sorumluluğunu bilerek ve Mânevi alanı unutmadan yaşamak Kâmil davranıştır.

Yani Dünya ve ahiretin dengesini iyi bilmek gereklidir.

 

İnşAllah çocuklarımızı güzel yetiştiririz.