KÂİNAT YAYILMIŞ BİR KUR’ÂN’DIR

 

Kâinat; yayılmış bir Kur’ân’dır

 

İnsan; toplanmış bir Kur’ân’dır. Canlı Kur’ân’dır.

 

Mushâf; kâinattan ve insandan bilgi sunan bir Kur’ân’dır. Ölü Kur’ân’dır. İnsan dirilmeden Mushâf dirilmez.

Ve bunların hepsinin kaynağı ” Ummul Kitab”tır.

Yani Allah’ın kendi özünde olan tüm sistemin açığa çıkmasının sırlarını taşıyan “Ana Kitab”dır.

Zûhruf Sûresi 4: Ve innehu fî ummil kitâbi ledeynâ le alîyyun hakîm

Meâli: Muhakkak ki o kâinat kitabı, Bize ait olan ana kitabın içindendir. Elbette bir ilim taşır, hikmet taşır.

 

Rad Sûresi 39: …….ve inde hu ummul kitâb

Meâli: …..ve ana kitap O’nun katındadır.

 

Tüm kâinat bir Kur’ân’dır ve her varlık bir ayettir.

Yûsuf Sûresi 105 ayet: Ve keeyyin min âyetin fîs semâvâti vel ardı yemurrûne aleyhâ ve hum anhâ muridûn

Meâli: Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki yanından gelip geçerler ve onlar onun farkına varmazlar.

Fussilet Sûresi: Gece ve gündüz ve güneş ve ay O’nun ayetleridir……

Mushâf-ı Şerif-i dikkatlice incelediğimizde, bu kâinatın bir kitap, her varlığın bir ayet olduğu bize defalarca belirtiliyor.

 

Göklerde ve yerde olan her şeyin bir ayet olduğu bize anlatılıyor.

 

“Ayetlerin yanından gelip geçiyorsunuz görmüyorsunuz” deniliyor.

 

Ama bizlere ayet nedir denilse, hemen aklımıza Mushâf-ta ki kelimeler geliyor.

 

Fakat o Mushâf-ta bile bu kelimeler değil, görüp göremediğiniz her varlık bir ayettir diyor.

Kur’ân; Okunan şey demektir. “Karae”den türemiştir. “El-makru” okunan, okunmuş, okunabilir olan her varlık. “İkrâ” da buradan gelir.

Kur’ân; Birlik içinde, birleştirerek, birliği görerek okumak,

Bir şeyi diğer bir şeye birleştirerek okumak, demektir.

Yani Kur’ân; tüm kâinatı birlik içinde tutan Allah’ın birliğini anlamak için olan okuyuş.

Kur’ân; İkra kökünden gelir.”إقرأ İkra` sözcüğü, “قرأ qaree” fiilinin emir kipidir. İbranice`den gelir ve Süryanice`de de mevcuttur.

 

İşte, tüm kâinat okunabilir bir kitaptır, yani Kur’ân’dır

 

Mushâf; Sayfalanmış demektir, yani bilgileri sayfalara yazmak.

Ayet: İşaret, delil, alâmet, iz anlamındadır.

 

Bir toz zerresi de, bir çicek de, bir böcek de, bir kuş da, bir insan da hep ayettir.

 

Her ayet yani her varlık, Allah’ı gösteren sonsuz işaretler taşır.

Her varlığın sisteminde olan işaretler okunacak olandır.

 

İnsan bir ayettir, insanın dokuları, hücreleri hep bir ayettir, hatta hücrelerinin içindeki her bir hücrede bir ayettir.

 

Eğer bizler ayet denilince Mushâf-taki kelimeleri anlar, canlı olan her varlığı bir ayet olarak anlamazsak hakikatleri anlayamayız,

Allah nedir bilemeyiz, her varlıkta işaretleriyle kendini izhâr eyleyen Allah’ı anlayamayız.

 

Kur’ân denilince, Mushâf-ı değil kâinatı anlamalıyız.

 

Ayet denilince, Mushâf-’ta ki kelimeleri değil, her bir varlığı anlamalıyız.

 

Ey insan; sen bir Kur’ân-sın, canlı Kur’ân’sın, tüm gerçekler senin vucüd kitabında yazılıdır.

 

Ey insan; tüm kâinat, her varlık bir Kur’an’dır.

 

Ey İnsan; Mushâf-ı Şerîf dediğimiz kitab da tüm kâinattan bilgiler sunan bir Kur’ân-dır.

Üçünü birlik içinde okumak Kur’ân okumaktır.

 

Ey insan; Kur’ân okumak kendinden başlar.

 

İşte bizde okunacak olan kendi vücud varlığımızdır.

 

Kendi vücud varlığımızda okunacak olan, beşer vücudumuz ve vücudumuzun sisteminde olan”Ruh” Nur” boyutları vardır.

Beşer vücudumuzda işleyiş, nitelikler boyutu vardır.

 

Evet, anlıyoruz ki okunacak olan önce kendi beden kitabımızdır.

İşte canlı Kur’ân’da budur.

 

Hazreti Muhammed onun için Hazreti Ali’ye “Konuşan Kur’ân” demiştir.

 

Mü’minûn Sûresi 62 de”kitabun yantıku” ayeti, müminlerin vasfı için “Bize ait olan hakikatleri konuşan bir kitaptırlar” der.

62: …….ve ledeynâ kitâbun yantıku bil hakkı ve hum lâ yuzlemûn

Meâli:……..Bize ait olan hakikatleri konuşan bir kitaptırlar. Onlar hiç kimseye kötülük etmezler.

Mümin olan her kişi bir Kur’ân’dır.

Mümin olan her kişi konuşan kitaptır.

 

Mümin olan herkes kimseye zerre kadar kötülük içinde olmaz.

 

İnşAllah kendimizin canlı kitap olduğunu, Kur’ân olduğunu anlarız.

 

İnşAllah müminlerden oluruz.

 

İnşAllah konuşan Kur’ân oluruz.