BİAT NEDİR, KUR’ÂN AÇISINDAN İNCELENMESİ

 

Biat- Bey’at: El vermek, el sıkışmak, anlaşmak, sözleşmek, alış veriş, alıp vermek, bir lidere, bir şeyhe, bir mürşide, Ulu’l emre bağlanmak, teslim olmak, barışı talep etmek, son nefesine kadar ona uymak diye bilinir.

Hacc Sûresi 40. ayette biyaun: alışveriş, kilise, anlamına gelir.

Alışverişten maksat iki kişinin el sıkışarak anlaşmasını gösterir.

Alış verişte bayi-satıcı ile, alıcının el ele tutuşarak alıp vermede sözleşme yapmalarına denir.

Kur’an’da geçen bîa ,beyat, çoğulu biya kelimesi Süryânîce’den geldiği sanılır, Farsça’dan Arapça’ya geldiği de düşünülür. Süryânî kiliseleri bia ismiyle anılır.

 

Her cemaat, tarikat biat-ı kendine göre tarif etmiştir.

Hatta birinin biat ettiği kişiyi diğeri kafirlik olarak görmüştür.

Çünkü her cemaat, tarikat kendi inanç yollarını doğru kabul eder, diğerlerini doğru kabul etmez.

 

Kur’ân açısından biat-ı incelediğimiz de biat nedir?

Biat; öğrencinin öğretmene uyması, öğretmeninin sunduğu bilgilerle Hakka uyması anlamına gelir, yani öğretmen öğrenci arasındaki bilgi alışverişi.

Öğrenci öğretmenin bilgisine talep olur ve öğretmenden aldığı bilgiyle ilmi anlamaya çalışır.

 

Kur’ân, öğretmene biat etmenin, öğretmenin sunduğu tebliğle hakikatleri anlama gayretinde olmanın ayetlerini sunar.

Öğretmene uymadaki maksat, öğretmenin öğrettiği bilgiye talep olmaktır, o bilgiyle hakka arif olmaktır.

 

Ankebût Sûresi 18:……….Resulün üzerine düşen sadece hakikatleri apaçık tebliğ etmektir.

Şûrâ Sûresi 48:……..Bizi zorla bildirecek değilsin. Sen sadece hakikatleri tebliğ et. ……….

 

Âl-i İmrân Sûresi 101……..Kim, Allah’a bütün her şeyiyle teslim olur sımsıkı sarılırsa, artık o dosdoğru yolda hidayet üzeredir.

 

Fetih Sûresi 10: İnnellezîne yubâyiûne ke innemâ yubâyiûn Allâh

Meâli:…..Senin anlattığın hakikatlere uyanlar, sadece Allah’a bağlı olduklarını anlarlar

İnnema yubâyiûne: Sadece, biat, tâbi olurlar, uymak, bağlılık

 

Mümtehine Sûresi 12- Ey hakikatleri bildiren! İnanma yolunda olanlar sana biat etmek için geldikleri zaman; Allah’a bir şeyi ortak koşmasınlar, çalmasınlar, keyfi çıkarlarına uymasınlar, masumluklarını yok etmesinler, yalanlarda olmasınlar, birbirlerine iftira etmesinler, hakikatlerin yolunda yürüsünler ve sana asi olmasınlar, iyilik içinde olsunlar. Böyle olurlarsa, onların biat etmesine izin ver. Onlar Allah’ın mağfiretini anlasınlar. Muhakkak ki Allah mağfiret edendir, varlığı özünden varedendir.

 

Cemaat ve tarikatlarda biat, şeyhine bir ömür bağlanmak diye öğretilir ve biat-ını bozmak küfür diye öğretilir, cehennemlik diye öğretilir.

 

Bir kişi, bir şeyhe biat ettiğinde o kişiye: Eğer biat-ını bozarsan kafir olursun, cehennemlik olursun, Allah’ın laneti üzerine olur, derler. Onu korkuturlar.

Peki bu doğru mudur?

Ya kişi biat ettiği şeyhin şeytani, zararlı hallerini, hakikatleri değil batıl şeyleri aktardığını görürse ne olacak?

 

Buhari’de, Müslim’de hadis olarak aktarılan bir bilgi vardır.

Cemaat ve tarikatlar hep bunu delil göstererek kişileri kendi yollarına bağlarlar ve ayrıldıklarında da başlarına ne geleceğini söyleyerek korkuturlar.

Buhari, Müslim: Her kim biatı olmadan yani kendini savunacak bir hücceti olmadan ölürse, cahiliyye ölümü gibi bir ölüm ile ölür.

 

Yani ahirette Allah; sen kime biat-lısın, delilin kimdir diye soracakmış.

Cemaat ve tarikatlarda; Mürşidine, her şeyiyle teslim olmanın adı biat diye bilinir.

Mürşidine el vermek biat diye bilinir, hatta o yoldan ayrılanın cehennemi düşeceği söylenir.

Cemaatlerde, tarikatlarda efendisini şaşmaz görmek onu Tanrı makamına koymaktır.

Hazreti Muhammed: Ben bir beşerim şaşarım, dediği halde, kişinin efendisini şaşmaz görmek onu Tanrı-laştırmaktır.

Maksat öğretmenine teslim olmak değildir.

 

Oysa Kur’ân; her şeyiyle Allah’a teslim olmanın ayetlerini sunar.

Kur’ân, öğretmenin tebliğ ettiği bilgilerle Hakka arif olmayı öğütler.

Kur’ân öğretmene biat etmenin, öğretmenin ettiği tebliğle hakikatleri anlama gayretinde olmanın ayetlerini sunar.

 

Âl-i İmrân Sûresi 101:……..Kim, Allah’a bütün her şeyiyle teslim olur sımsıkı sarılırsa, artık o dosdoğru yolda hidayet üzeredir.

 

Mürşid-İrşadı gösteren, yani öğretmen dediğimiz kâmil bir insana gitmekte ki maksat hakikati öğrenmek içindir.

Bir öğretmene gitmenin amacı, öğretmenin kendisi değildir, öğretmene teslim olmakta değildir, onda ki bilgiyi talep etmektir.

O bilgiyle Hakk’a arif olmaktır, Hakk’a teslim olmaktır.

 

Öğretmene saygı duyarız, bir çiçeğe, bir kuşa, bir varlığa duyduğumuz saygı gibi.

Öğretmen; nasıl sunduğu ilmin bilgileri ile, hakikatleri az çok bilip, Hakk’a bağlıysa, talebe de o ilme bağlanmak, Hakk’a bağlanmak için öğretmene gider.

Ve öğretmen ona”Ne ararsan kendinde” ara diyerek ona, nereye bakmasını öğütler.

Ve kendini bilebilmesi için talebeye bilgiler sunar.

Talebe de o bilgilerle kendini ve kâinatı okumaya başlar.

 

Bir öğretmene gideriz, ondan bir ilim öğrenmenin inceliklerini öğreniriz, bizim talep ettiğimiz ilimdir.

Öğretmene uymakta ki maksat, ondaki bilgileri talep etmektir.

 

Yoksa hiçbir öğretmen beni bilin, beni yüceltin, bana hizmet edin demez.

İlme uyun, ilmi yüceltin, ilme hizmet edin ve o ilimle insanlara hizmet edin der.

Ve öğretmen ister ki öğrencisi onu geçsin, ilimde, irfaniyette derinleşsin.

 

Bir öğrenci Tıp fakültesine gitse, oradaki öğretmenlerden Tıp ilminin bilgilerini öğrenir ve o bilgilerle insan bedenine bakar ve orada hücreleri, dokuları, organları ve onların çalışma sistemini ve rahatsızlıklarını ve tedavi yöntemlerini öğrenir.

 

Elbette öğrenci öğretmenine saygı duyar ve onun öğrettiği yönteme uyar.

Öğretmen ise öğrenci kendine olan saygıdan çok öğrencisinin ilimde derinleşmesinden memnuniyet duyar.

 

İşte Kur’ân açısından biat; öğretmenin sunduğu bilgilerle hakikatleri anlamak, Hakk’a arif olmaktır.

Allah her insana; akıl, şuur, anlama yeteneği, firâset vermiştir.

 

Âl-i İmrân 20:……..sen sadece hakikatleri tebliğ edensin. Allah kullarına görüp anlama yeteneği verendir.

 

Öğretmene biat etmekte ki maksat ondaki bilgileri talep etmektir.

 

İşte Dini alanda da Kâmil bir insana gitmekteki maksat, ona uymaktaki maksat, onun sunduğu bilgilerle kendini ve kâinatı okumaktır.

Ve Allah’a arif olmaktır

 

Bu yolun Kâmil öğretmeni; hâl, hareket, davranışları ile kendini belli eder.

Asla kendini övmez, kendini büyük görmez.

Asla talebelerini azarlamaz, onları topluluğun önünde küçük düşürmez. Talebesini uyaracaksa bunu özel yapar.

Asla birilerini ve hiç bir varlığı hor görmez.

Zerre kadar menfaat peşinde olmaz.

Saltanat, makam, şan peşinde olmaz.

Kişileri cemaat, tarikat, mezheplere ayırmaz.

Tek makamı vardır, kulluk makamı hep o şuurda yaşar.

Kendi mesleğiyle edindiği karşılıktan karnını doyurur.

Kendine hizmet ettirmez, kimseye yük olmaz.

Tek amacı vardır, bir tevazu içinde hakikatleri anlamak ve anlatmaya çalışmak.

Birinin veya bir topluluğun inancını, ibadetini hor görmez.