HAKİKATLERE ULAŞMAK NASIL MÜMKÜNDÜR

DİLİNİ TUT VE GÖNLÜNÜ TEMİZLE

Kişi beşer bir vücutla doğar, kendi aslını bilemediği müddetçe “İnsan” olamaz.

Kendi özünü bilemeyen, kendi aslını bilemeyen, Allah hakikatini bilemeyen kişi; hayvan gibi yaşar, hayvan gibi ölür gider.

Hakikat nedir dersek?

Hakikat; kişinin görünen vücudunun ve görünen varlığın aslının ne olduğunu ve nasıl bir özden geldiğinin mânâsıdır.
Yani hakikat kişinin kendi vücudunun özü ve vücudundaki sonsuz niteliklerdir.

Hakikatin yolu nedir?
Kişi hakikatleri nasıl anlar?

Hakikatler kulların yazdığı kitaplarda mıdır?
Hakikatler kişilerin anlattığı sözlerde midir?

Yoksa hakikatler canlı kitap olan kişinin vücudunda ve canlı olan varlığın kendinde midir?

Kişinin vücudu, hakikatin yoludur, kişi de o yolda yolcudur.

Yani yol da, yolcu da kişinin kendisidir.

Kişinin hakikatle arasındaki perde, kendi gönlünün kirliliğidir.
Gönül temizlenmediği müddetçe, kişi kendi vücudunda olan hakikatleri okuyamaz.

Gönül temizlendiğinde gönül açılır ve hakikatler, o gönüle bir bir dökülür.

Gönlün açılması nasıl mümkündür.

Kişi kendi gönlünün açılması için neler yapmalıdır.

Kişinin kendi enfûs yolculuğunda hakikatlere ulaşması için şunları yapmalıdır ve beklemelidir.

– Dilini tutmak.
– Gönlünü temizlemek.

Kişi; dilini tutmak ve gönlünü temizlemek için şunları yapmalıdır:

– Kesinlikle dedikodu yapma, birini çekiştirme, kimsenin eksiğini, özelini araştırma.

Bil ki toplumda birilerine olan zulmün kaynağı, dedikodu yapıp çekiştirmektir.
Unutma ki Sivas’ta bir grup hakkında yapılan dedikodular, çekiştirmeler yüzünden 33 kişi diri diri yanarak can verdi.

Birisi hakkında yapılan dedikodu, o kişiyi toplumda küçük düşürmek, karalamaktır.
Toplumda küçük düşürülen, karalanan kişi, bir ümitsizlik içine düşer ve moral olarak çöker ve başarılı olamaz.

Biri hakkında dedikodu yapan kişi, aslında kendi gönlünü karartıyordur.

Ve bil ki dedikodu kişinin, gönlünü karartır, gönlünü kapatır, kişinin kendi vücudundaki hakikatlerden uzaklaştırır.

Hucurât Sûresi 12:….. “Bazınız bazınızın arkasından çekiştirmesin, dedikodusunu yapmasın, gizli yönlerini, hatalarını araştırmasın. Sizlerden biriniz ölü kardeşinizin etini yemek ister mi? İşte tiksindiniz.”

– Kimse hakkında içinde öfke, nefret, hiddet, kavga, kin tutma.

Bil ki savaşların, öldürmelerin, zulüm etmelerin kaynağı, öfke, kin, nefret, kavga gibi duygulardır.
Bil ki, içindeki öfke, kin, nefret gibi duygular seni o duygulara esir eder, senin gönlüne girmene engel olur.

Mâide Sûresi 8:…..”Kin, nefret gibi sizi baştan çıkaracak halleri yok edin”….

– Hiç bir siyasetçiyi övme ya da, sövme.

Bırak siyasetçi siyasetini yapsın.
Bil ki, birini aşırı sevmek, ya da birinden nefret etmek, kişinin gönlüyle arasında en büyük engeldir.
Bırak herkes vazifesini yapsın.
Senin gönlün ne üzere ise öyle ol.

Hûd Sûresi 112- Bundan sonra sen emrolunduğun gibi dosdoğru ol.

– Cimrilik, kıskançlık içinde olma.

Bil ki cimrilik ve kıskançlık bir bataklığa düşen kişi gibidir.
Cimrilik, kıskançlık duygusu var olduğu müddetçe çırpındıkça batar.
Cimrilik kıskançlık, varlığın sûret yönünde oyalanmak, sîretini görememektir. 
Kıskançlık üzere olan kişi, her türlü iftirayı yalanı atabilir.
Kıskançlık üzere olan kişi. her türlü zararı verebilir.
Tabi bu duygular kişinin gönlünü ateş gibi yakar durur.

Haşr Sûresi 9:…….”Kim kendini cimrilik, kıskançlık hallerinden korursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”…

– Mesleğinde dürüst ol. Sakın çalıp çırpma, sakın hak yeme.

Mesleğinde ilk amacın kesinlikle hizmet olsun.
Kimseyi aldatma, adaletli davran, sattığın mal sağlam olsun, sağlıklı olsun, ölçün tam olsun, kimsenin 1 gram bile hakkını yeme.

İsrâ Sûresi 35- “Ölçtüğünüzde, adaletle dosdoğru ölçüp yerine getirin.” 
Hûd Sûresi 85:…”insanların mallarının karşılığını eksik vermeyin, çalmayın”

– Sakın gururlanma, kibirlenme.

Gururlanmak kişinin kendisi ile alakalıdır.
Yani gururlanmak kişinin kendini övmesi, yüceltmesi, üstünlük taslamasıdır.
Kibirlenmek ise, karşısındaki kişiyi ya da varlığı küçük görmek ile alakalıdır.

Tekâsür Sûresi 1: “Kesrette kaldınız ve üstünlük tasladınız”…..

İsrâ Sûresi 4:….. “ve kendilerini bir yücelik içinde görüp, üstünlük taslamalarından uzak durmalarını bildirdik.”

– Sakın Allah adına anlatılan korkulara kanma.

Bil ki korkutmak şeytana has bir davranıştır.
Sakın cehennem korkularına kanma.
Sakın cennet avuntularına kanma.
Allah sevgisi korkuyu değil, sevmeyi gerektirir.

Âl-î İmrân Sûresi 175:… “Korkutanın, korkutmasına kanma”…

– Kimsenin ırzına namusuna bakma.

Sokakta bir bayanı bacın bil, sokakta bir erkeği âbin bil.
Evlendiğinde onu eşin bil.

– Kişilerin sırlarını sakla. 
– Kimseyle alay etme.
– Anne babana ve çevrene iyi davran.

– Her sene bir dağa gidip birkaç ağaç fidanı dik.
– Çevrendeki hayvanlara iyi davran ve onları besle.
– Çevresindeki yaşlı olan, hasta olan kimseleri ziyaret et, ellerinden öp, varsa ihtiyaçları gücünün yettiğince gider.

Bil ki ilâhî sistem, gönlü lâyık olana ilâhî bilgileri kişinin kendi vücudundan ona sunar.

Yeter ki kişi kendini hazırlasın, hatalarını terk etsin, dilini tutsun, gönlünü her türlü hâkir bakıştan temizlesin ve beklesin.

Kimseye kötülük yapma, içinden dahi geçirme.

Sakın bir varlığa hor bakma, küçük görme.

Dilini tut ve gönlünü temizle ve bekle.

Bunları yap ve bekle, hak ettiğin an, gönlün sana kendini açacaktır, bedeninin tüm sırları bir bir sana sunulacaktır.

Bil ki hakikatler; bir şeyhden, bir mürşitten, bir hocadan, gelmeyecektir. Onlardan sana sadece bilgiler gelecektir.

Hakikatler senin vücudunda bir mektup halinde beklemekte ve o mektup, senin o mektubu açıp okumanı beklemekte.

Bil ki o mektup ancak ve ancak gönlün temiz elleriyle açılır.

Ûlvî sistem senin layık olduğun şeyi sana sunacaktır.

Dilini tut, gönlünü temizle ve bekle.