HÛ SIRRI

Hû nasıl bir mânâ taşır?

Derviş selamı diye bilinen “Hû” kelimesinin taşıdığı anlam nedir?

Sümerlerde, İbrânilerde “Hû” ne anlamda kullanılmıştır.

Hadid Sûresi 3: “Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın”…

Evvel Hû’dur
Âhir Hû’dur
Zâhir Hû’dur
Bâtın Hû’dur

Öncelikle “Hû”kelimesini inceleyelim.

Tarihte ilk defa ne zaman ortaya çıkmıştır, ne anlamda ifade edilmiştir?

Hû kelime olarak “O” demektir.

Sümer dilinde ve İbrânice’de “Hû” kelimesi “O” anlamında kullanılır.

Buradaki “O”; cümle varlığı tutan, tüm kâinatı saran tek güç anlamında “O”dur.

Kızılderililerin de selamı”Hu” dur

Bu kelimenin ilk defa, Sümer ve İbrâni dilinde karşımıza çıktığı düşünülür.

İbranicede “El” takısı sonradır.
“Gavri ‘el, İsrâf el ve Azrâ el, Mikha el” “Cebrâil, İsrâfil ve Azrâil Mîkâil” gibi..
İbranice’de “Hû El” “Güç O’dur” anlamında ifade edilmiştir.

Yani bugün ki Allah dediğimiz kelime, İbranice’de “Hû El” olarak kullanılmıştır.
Yani, güç O’dur, kudret O’dur.

Arapça’da “El” takısı öncedir.

Arapça’da El Hû “إِلَ هَ” kelimesi, zamanla, Elleh, Ellah, Allah kelimesine dönüşmüştür.

Arapça’da “Allah- اللّهُ ” kelimesinin asıl yazılışı” El Hû “إِلَ هَ” kelimesidir.

“Hû” kelimesi zaman içinde, “Allah” kelimesine dönüşmüştür.

Bugün “Hû” kelimesi “Allah” kelimesi olarak kullanılır.

Kelime ilk olarak “Hû El” olarak karşımıza çıkar.

Hû kelimesi bir varlığı değil, tüm varlığı tutan gücü işaret eder.

Hû kelimesi cümle varlığı tutan tek gücü işaret eder.

Bir varlıktaki “Hû” nun karşılığı “Hûve-Hîye هُـوَ – هِيَ ” dir.

Varlığın toprak boyutuna yani dişil boyutuna “Hiye-هِيَ” denir

Varlığın can boyutuna yani rûh boyutuna, yani eril boyutuna “Hûve-هُـوَ” denir.

Cümle varlığı, ten boyutuyla can boyutuyla tutan ilâhî güce ise “Hû” denir.

Bir çok varlıktaki “Hû”nun karşılığı “هُـمْ-Hûm” dur

Hadid Sûresi: Cümle kâinatın her şeyiyle “Hû” dan ibaret olduğunu belirtir.
“”Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın”

Evvel Hû’dur
Âhir Hû’dur
Zâhir Hû’dur
Bâtın Hû’dur

Bu kâinat bir özden gelmiştir.
İşte o öz “Hû” dur, yani “O” dur. yani bugün ki karşılığı ile Allah’tır.

Özden açığa çıkan, görünen kâinat, “Hû” dur, yani “O” dur. yani bugün ki karşılığı ile Allah’tır.

İşte bu kâinatta, görünen görünmeyen yani zâhir ve bâtın yönünle her şey “Hû”dur.

İnsanın özü “Hû” dur.Cümle varlığın özü “Hû” dur.

Hû esması çekmek, Hû sırrı değildir.

Dervişler “Hû” diye selam verirler.
Yani “Benim varlığım O’nun kendisi- Ben O’ndanım- Ben O’dan ayrı değilim” anlamındadır.

Hû kelimesi; dönemin kâmil kişileri tarafından, insanın nefes alıp vermesini tefekkür ederek ortaya koymuştur.

Kişinin her nefes alıp verişinde “Hû” sesi duyulur.

Kişinin nefes alıp verişi adeta “Hû” esmasını açığa çıkarır.

İşte kelimeyi incelediğimizde anlıyoruz ki, dönemin kâmil kişileri varlığı okuduklarında yani varlığı incelediklerinde, doğuşu, yaşayışı, ölümü incelediklerinde, anlamışlar ki, cümle varlığı tutan, tüm kâinatı saran tek güç var.
İşte o ilâhî güce “Hû” demişler.
Bunu da insanın nefes alıp verişinden ortaya koymuşlar.

Bizim geldiğimiz öz “Hû”dur.
Bizim varlığımız ve her varlık”Hû”nun kendini gösterir.
Bu alem”Hû”dan gelir “Hû”döner.
Gelen, giden, görünen, görünmeyen “Hû”dur..

İLLÂ HÛ

Hû’dur özün sırrı Hû
Hû’dan gelir âlem Hû
Hû der cümle âlem Hû
Lâ İlâhe İllâ Hû

Zikir Zâkir Hû’dur Hû
Cümle nefes Hû’dur Hû
Cümle sesin zikri Hû
Lâ İlâhe İllâ Hû

Fiil Fâil Hû’dur Hû
Sıfat Mevsûf Hû’dur Hû
Vücûd Mevcûd Hû’dur Hû
Lâ İlâhe İllâ Hû

Evvel âhir Hû’dur Hû
Zâhir bâtın Hû’dur Hû
Cümle âlem Hû’dur Hû
Lâ İlâhe İllâ Hû