TOPLUMUN UYGAR OLUŞU VE ÇÖKÜŞÜ NASIL OLUR

 

Toplum ne zaman ilimde, irfânda ileri gider?

Toplum ne zaman uygar yani medenî olur?

Toplum ne zaman dürüst, ahlaklı olur?

Toplum ne zaman birlik içinde, huzur içinde yaşar?

 

Toplumda sıkıntılar ne zaman çoğalır?

Toplum ne zaman huzuru kaybeder?

Toplum ne zaman çökmeye başlar?

 

Kur’ân en güzel uyarıları yapıyor.

Toplum ne zaman uygar- medeni bir toplum olur.

 

1- Akıl eden, düşünen, araştıran varlığın inceleyen toplum olduğunda.

Buna uyulduğunda “İlîm” açılır.

 

2- İlîmden ayrılmadan, İlîm üzere çalışmalarını devam ettirdiğinde.

Buna uyulduğunda “İdrâk, İrfân, Keşf, Adâlet, Hukuk” açılır.

 

3- Adâlet üzere, Hakk üzere bir yaşam oluşturduğunda.

Buna uyulduğunda “İlâhî Sevgi” açılır.

 

4- İlâhî sevgiye ulaşılıp, çevresine ve varlığa o sevgiyle davranılmasında.

Bu alan açıldığında içsel sevgi, saygı, samimi yaklaşım, ferâset, açılır.

 

4- Her çocuğun içsel yeteneklerine, ilgisine göre bir iş alanına sevk edildiğinde.

Bu alan açıldığında, ehil kimseler yetişir.

 

5- Emanet ehline verildiğinde.

Bu alana uyulduğunda düzen oluşur, adâlet oluşur, hukuk oluşur, devlet oluşur.

6- Benlik, ego, gurur, kibir içine düşülmediğinde.

 

Tüm bunlara uyan toplum uygarlaşır, medenileşir.

 

1- Akıl eden, düşünen, araştıran varlığı inceleyen toplum olduğunda.

 

Akıl eden, düşünen, araştıran, varlığı inceleyen, varoluşu ve var edeni anlamaya çalışan, her varlığın birbiriyle olan bağını anlamaya çalışan, kişiler olsun, toplum olsun uygarlaşmaya başlar.

 

Kur’ân’ın yarıya yakınında düşünmek araştırmak üzere olan ayetler vardır.

 

Bakara Sûresi 221: Umulur ki onlar varoluşu düşünüp anlarlar, o hakikatlerle bu âleme bakarlar.

Saffat Sûresi 160- 161- 162- Ancak tüm özüyle Allah’a kul olanlar; şüphesiz onlar başka şeye kulluk etmezler ve hiçbir şey onları dikkatlice düşünmeden döndüremez

 

Varoluşu anlamak için; akıl eden, düşünen, tefekkür eden, tezekkür eden kişi, varlığın birbiriyle olan uyumunu, bağını ve tüm varlığı birlik içinde tutan ilâhî kudreti anlar.

 

Bu anlayışa gelen kişi, kendinin de bir varlık olduğunu ve hiç bir varlığa zarar vermemesi gerektiğini anlar.

 

Varlığın oluşumunu, şekillenmesi ve sürecini düşünen kişiler, akleden, tefeffür eden kişilerdir.

 

2- İlimden ayrılmadan, İlim üzere çalışmalarını devam ettirdiğinde.

 

İlimden ayrılmayan topluluklar, bir ilim ifade etmeyen şeylerle oyalanmayan topluluklar uygarlaşmaya başlar.

 

İlim: Varlığın kendisinde yazılı olan, varoluşun ve varlığın işleyişinin ve niteliklerinin yazılı olduğu alandır.

 

İsrâ Sûresi 36- Bir ilim ifade etmeyen şeylerin ardına düşmeyin….

İsrâ Sûresi 13- Bütün insanlara; her zaman hakikatlere yönelmeyi, ilmen yükselmeyi gerekli kıldık.

 

3- Adâlet üzere, Hakk üzere bir yaşam oluşturduğunda.

 

İlim üzere hareket eden kişiler, varlığın işleyişindeki düzeni ve sistemi anlar.

Bu sistemin Adil ve Hakk üzere çalışmasına şahit olur.

Ve bu düzeni yaşamına geçirir.

 

Bir hücrenin de bedenin de nasıl bir intizam içinde çalıştığına şahit olan kişide, adâlet ve hukuk tecelli eder.

 

Nisâ Sûresi 42:…..Eğer onlar yeryüzünde adâleti, eşitliği anlasalardı, Allah’ın tecellilerini yok saymazlardı

 

4- Her çocuğun içsel yeteneklerine, ilgisine göre bir iş alanına sevk edildiğinde.

 

Varlığı okuyan kimseler, her varlığın kendine göre yetenekleri olduğunu anlar.

Ve çocuklarını da buna göre yetiştirir.

Çocuklarını onların yetenekleri ve ilgisine göre, ilim adâlet, hukuk üzere yetiştiren toplumların geleceği daha uygar, daha medenî olur.

 

5- Emanet ehline verildiğinde.

 

Çocuklar ilgi duydukları alanda, ehil olabilecek şekilde yetiştirildiğinde ve böylece onlara görev verildiğinde, toplumun düzeni, adâleti, işleyişi ilerleme seviyesinde olur, gerileme değil.

 

Nisâ Sûresi 58:….Emanetleri sadece ehline verin……..

Enfâl Sûresi 27:…ve siz emanete de hıyanet etmeyin ve siz bilenlerden olun……

 

6- Benlik, ego, gurur, kibir içine düşülmediğinde.

 

Eğer toplum; ilim, irfan, ahlak, edep, adâlet, hukuk üzere olursa, o toplumda kibir oluşmaz, zalimlik oluşmaz.

 

TOPLUMUN ÇÖKÜŞÜ NE ZAMAN BAŞLAR

 

1- Düşünme, araştırma, analiz etme, gözlemleme, seyretme, anlamaya çalışma yok olduğu zaman.

2- İlimden uzaklaşıldığı, bâtıla yani aslı olmayan şeylere inanç başladığı zaman.

3- Birlik şuurundan uzaklaşıldığı zaman.

4- Emanet ehline verilmediği zaman.

5- Hakk adâlet yıkıldığı zaman.

6- Varlığın sûret boyutunda kalındığı, sîret boyutu görülmediği zaman.

Yani Allah hakikatinden uzaklaşıldığı zaman

6- Şahsi egolar, çıkarlar ön plana geldiği zaman.

7- Toplum, zengin fakir diye ayrıldığı zaman

8- Zulümler normal geldiği zaman.

9- Zalimlikler, kötülükler Allah’ın kaderi denildiği zaman.

10- Din layıkıyla anlaşılmadığı, din menfâat aracı yapıldığı zaman.

11- Gurur, kibir, ayrımcılık, üstünlük yayıldığı zaman.

12- İsraf, gösteriş, riyakarlık, mal-mülk, makam, şan, şöhret düşkünlüğü arttığı zaman.

13- Çalışmanın, üretmenin, dayanışmanın, yardımın azaldığı zaman.

14- Aşırı zenginlerin çoğaldığı zaman.

15- Bana ne, sana ne bakışı çoğaldığı zaman.

15- Oyunlarla, düzenlerle insanların mallarına mülklerine, haklarına çöküldüğü zaman.

16- Devletin kurumlarında yolsuzluk, haksızlık, hırsızlık, adam ayırma oluştuğu zaman.

17- Çevresine, varlığa, bitkilere, hayvanlara, zarar verildiği zaman

18- Liyakat yok olduğu zaman.

Kişinin kıyameti ölümdür.

 

Devletin kıyameti; Hakk ve adâletin yok olmasıdır. İlimden, irfândan uzaklaşmaktır.

 

İlimden, irfândan, düşünceden, analiz etmekten, Hakk ve adâletten uzaklaşan topluluklar uygar olmazlar.

 

Yaşamın anlamı uygar olmakta gizlidir.

 

Uygar olamayan topluluklar, hep başkaları tarafından kullanılır, esir olur, ezilir, zulüm, görür.

 

Uygar kelimesi: Uy, uymak, uyan, uyum, kelimesinden gelir.

 

Uygar, uyarmak, uyanmış, uyum sağlamış, uymuş, varlığın uyumunu anlamış, birliğe ulaşmış, birlik içinde olan, hep bu kelimeden gelir.

 

Uygar; çevresine ve varlığa uyum içinde yaşayan,çevresine ve varlığa zerre kadar zulüm etmeyen, huzur veren demektir,

 

Tarihte yaşamış “Uygur Devleti” bu anlam üzere kurulmuştur

 

Uygurlar; Tarihte yerleşik düzene geçen ilk Türk kavmi diye bilinir.

Uygur dili ve o dilde kullanılan kelimeleri çok iyi araştırmak gerekir.

 

Uygar kelimesinin Arapça’da karşılığı “Medine” “Medeniyet” kelimesidir.

 

Hazreti Muhammed; önceki adı “Yesrib” olan şehri, “Medine” diye değiştirmiştir.

 

Hazreti Muhammed ve nice kâmil insan, insanlığın uygarlığı için çırpınmıştır.

 

Ahzâb Sûresi 53:…Bundan sonra devamlı o hakikatlerle hareket edin, o birliğe uymaktan ayrılmayın….

 

İnşAllah uygar bir toplum oluruz.