FİTNE ÖLDÜRMEKTEN TEHLİKELİDİR

Fitne nedir?

Kimler fitne içinde olurlar?

Kişi, kendisinin fitne içinde olduğunu nasıl anlar?

Kadın fitne midir, kimler kadını fitne yerine koyar?

Bakara Sûresi 191: …”vel fitnetu eşeddu minel katli” “Fitne öldürmekten daha tehlikelidir”

Fitne kelimesi; “f-t-n, fetn, fütûn” kökünden geldiğine inanılır.

Altının hakiki mi sahte mi olduğunu anlamak için ateşle denemeye “fitne” denir.

Yani, ikilik, sahtelik, gerçek yüzünü saklama, aldatmak, saptırmak, ara bozmak, musibet, gibi olan tüm hallere fitnelik denir.
Yani karışıklık, kargaşalık çıkarma durumu, gerçekten uzaklaşma, aslını görmeme, aslını örtme, fitne durumudur.

Fitne, aynı zamanda imtihan, deneme olarak da kullanılmıştır.

Buradaki imtihan durumu; gerçeğe ulaşma durumu, gerçek sahibini anlama durumu, ikilikte kalmama durumudur.

Kişi, kendi vücud varlığını kendine nispet ederse, kendi gerçeğinden uzaklaşırsa, kendinin ve varlığın sahibini görmekten koparsa bu durum fitne durumudur.

Enfâl Sûresi 28.ayette:..”ve evlâdukum fitnetun”.. “evlatlarınız sizin için fitnedir” diye meâl edilse de, “evlatlarınızın gerçek sahibinin muhakkak ki Allah olduğunu bilip anlayın” diye de meâl edilir.

Yani burada; evlatlarınızın sahibi siz değilsiniz, onların da sizin de sahibi Allah’tır, hakikati belirtilmek istenmiştir.

Yani kişi, kendinin ve evlatlarının sahibini kendinin bilirse, gerçeği örtmüş olur, fitnelik durumu ortaya çıkar.

Kişi kendinin de, evlatlarının da asıl sahibinin Allah olduğunu bilirse fitnelikten kurtulmuş olur.

İncelediğimizde anlıyoruz ki fitne: Karışıklık, kargaşalık, ikilik, sahtekarlık, durumudur.

Kadını fitne olarak görenler, yani kadını baştan çıkaran olarak görenler, kadını insan yerine koymayan zihniyetlerdir.
Yani kendileri fitnelik çıkaranlardır.
Yani kendi içlerindeki fitnelik ateşini söndüremeyenlerdir.

Hazreti Muhammed “kadın erkek eşittir, cennet kadınların ayağı altındadır” derken, inanç dünyasında çoğu kesim, kadını erkeği yoldan saptıran bir fitne aracı olarak görmüşlerdir.

Her kim; sözlerinde, eylemlerinde, düşüncelerinde, ikilik, kargaşalık, karışıklık, sahtelik, aslından saptırmak, çıkar için aldatmak, istismâr, isyan, gibi haller içinde ise, bu durum fitnelik durumudur.

Onun için Bakara Sûresi 191: “Fitne öldürmekten daha tehlikelidir” ayeti vardır.

Fitne bir toplumun:

İlimden uzaklaşmasına,
Adaletten uzaklaşmasına,
Hakk, hukuktan uzaklaşmasına,
Yozlaşmasına,
Sahtekârlıklara,
Açgözlü olmasına,
Bölünmesine,
Ahlâkî bozulmasına,
Birbirini istismâr etmesine,
Kargaşalık, kavga içinde olmasına,
Aldatmak, aldanmak durumuna düşmesine,
Şahsi çıkarlar içinde olmasına,
Gayri meşrû ilişkiler içinde olmasına,
Kendini ya da çevresini isyana, karamsarlığa sürüklemesine,
Para, mal, mülk, şan, şöhret derdine düşmesine,
Kendi vücudunun ve varlığın vücudunun sahibinin Allah olduğu hakikatinden uzaklaşmasına,
İnanç boyutunda bölünmeye, yani cemaat, tarikat, mezheplere
bölünmesine, her kesimin kendini üstün görmesine yol açar.
(Rûm Sûresi 32:”Onlar dini bölen kimselerden oldular ve bütün hepsi tarikatlara, mezheplere, cemaatlere bölündüler. Her zümre kendi inançlarıyla avunup övündü.”)

Bu kişi kâfirdir, bu kişi cehennemliktir, bu kişi zındıktır, demek bile fitnelik olabilir.
Ya değilse, kalpleri ancak Allah bilir.

Fitneden kurtulmanın tek yolu; kişinin kendisinin ve varlığın sahibinin Allah olduğunu idrak etmesidir.

Kişi:
Dinin hakikatine ulaşırsa,
Kendinin ve varlığın sahibini anlarsa,
Her varlıkta Allah’ın tecelli ettiğini anlarsa,
Allah’ın her varlıkta her an olduğunu anlarsa, ki Allah hepimize şah damarımızdan yakındır ayeti bunu belirtir. (Kâf Sûresi 16)
Her varlığın geldiği öz ve döndüğü özün Allah olduğunu anlarsa, Nefeslerin, bedenlerin, sahibinin Allah olduğunu anlarsa ve hep bu şuurda yaşarsa, asla fitnelik durumuna düşmez.

Kişi: Söylemlerine ve eylemlerine dikkat etmelidir.

Fitneye sebep olacak her şeyden kaçınmalıdır.

Din adına, meslek adına, siyasal alanda, ailesel alanda, toplumsal alanda, her söz her eylem fitneye sebep olmamalıdır.

Bir toplumun çöküşünün ilk başlangıcı fitnedir.

Fitne zulmün başlangıcıdır.

İşte kişi fitneye düşmemek için:
İlimden uzaklaşmamalı.
Varlığın sahibin Allah olduğunu unutmamalı.
Görünen her varlığın içiyle dışıyla, bizzat Allah’ın zâhir, bâtın boyutu olduğunu anlamalı.
Birini aldatmanın Allah’ı aldatmak olduğunu bilmeli.
Birine zarar vermenin Allah’a zarar vermek olduğunu bilmelidir.

Kişinin kendi varlığı, Allah ile arasına fitne olmamalıdır

Kim ki; Allah’ı anlamaktan uzaklaşırsa, o kişi fitnelik içine düşer.

Kim ki; Tevhîd şuurundan uzaklaşırsa, o fitnelik içine düşer, o kişi kendi şeytanına teslim olur.

Kim ki; bölücülük içindeyse o fitne durumundadır.

Kim ki; sözlerinde, eylemlerinde, ikilik içinde olma, kendini üstün görme, seçilmiş görme, birilerini hor görme içinde olur, işte o fitnelik içindedir, o kişi şeytani hallere teslim olur.

Mücadele Sûresi 19: “Şeytani halleri onların akıllarını esir aldı. Böylece onlar Allah’ı anmaktan uzaklaştılar. İşte şeytani hallerde kalan bölendir, bölen ancak şeytani hallerde kalandır. Onlar kaybedenlerdir.”

İşte biz sözü söylerken, fitneye sebep olmamak için, kırk düşünüp söylemeliyiz..