DEPREM, KADER VE TEDBİR

İlim üzere hareket etmeyenler, kader hakkında hakikate ulaşamazlar.

Kaderi okuyamayanlar, gerekli tedbiri alamazlar.

Gerekli tedbiri almayanlar, kendilerinin ve gelecek nesillerin felaketine kapı açarlar.

Elazığ depreminde şuan,
Nice acılar çekilmekte,
Nice ağıtlar yakılmakta,
Nice feryatlar gönülleri yakmakta,

Gözlerden yaşlar süzülmekte,
Dillerden ağıtlar dökülmekte,
Bedenler üşümekte, titremekte,

Bu ölümler,
Bu acılar,
Bu feryatlar, kader miydi?
Bu kederler, kader miydi?

Neydi kader?
Neydi tedbir?
Neydi okumak?

Önceki depremlerde olan ölümler, acılar kader miydi?

Deprem kader miydi?
Ya depremdeki ölümler, acılar kader miydi?

Zilzâl; yerin sarsılması, yerin hareketliliği, deprem, zelzele.
Zilzâl Sûresi: yerin sarsılmasını okumak.

Deprem dediğimiz olay: Yerkabuğunu oluşturan büyük kayaların, yani levhaların; kırılgan yapısından, birbirine temasından dolayı, yüksek basınçtan, gerilmeden, sıkışmadan ve bükülmeden meydana gelen hareketler ve kırılmalar sonucu oluşan yüksek sallantılardır.

Depremde ayın çekimi, güneşin etkisi hepsi ince ince araştırılmalıdır.

Deprem; Dünyanın var oluşundan beri meydana gelmekte olan ve gelecekte de olacak olan doğal bir olaydır.

Hatta geçmişte olan 13..20 arası şiddetle olan depremler, dünyamızı şekillendirdi.

O büyük, şiddetli depremlerle; dağlar, vadiler, oluştu, yeryüzü şekillendi, yer üstü suları yer altında oluşan boşluklara doldu, yeryüzünde toprak göründü ve yavaş yavaş yaşam oluştu.

Peki şuan, insan oğlu bu depremleri önceden tespit edebilir mi?
Fayların hareketini en ince ayrıntısına kadar okuyabilir mi?
Şiddetini, derecesini en ince bir ölçüde tespit edebilir mi?
Gerekli tedbirleri alabilir mi?

Eğer Devlet, Devlet elbisesini giyebilmişse,
Devleti yönetmeye talip olanlar, o elbisenin ne olduğunu anlayabilmişse,
Devlet yönetmeyi, ilâhî bir görev bilmişse,

Onların öncelikli, ilk görevi; yaşam hakkını güvence altına almaktır.
Yaşam hakkı; her varlığın nefes alma hakkıdır, yaşama hakkıdır.

Devleti yöneten kişiler, bir yıkıcı depremde, “bu afetler, bu ölümler Allah’ın bir kaderidir” diyorsa, kader hakkında Allah’a en büyük iftirayı atıyor demektir.

En’âm Sûresi 144:..”bir ilim olmaksızın hareket eden, insanları hakikatlerden saptırandan daha zalim olan kimdir?”

Deprem gibi olaylarda, ilim ve fen bu olayları okumak için vardır.

Fay hatlarının hareketini okumadan ve gerekli tedbiri almadan, yaşam hakkından bahsedilebilir mi?

Japonlar; fay hatlarının hareketlerini önceden okuyup, olabilecek depremlere karşı, depreme dayanıklı binalar inşa ederken, bizler hiçbir tedbir almadan binalarımızı yapıyorsak, ilme olan bu ihaneti çok iyi düşünmeliyiz.

Japon, aldığı tedbire rağmen binası yıkılıyor ve dönüp ”fayı okumada eksiğim neydi” deyip, tekrar tekrar fayların hareketini okuyorsa, bunu çok iyi düşünmeliyiz.

Bizler ise; binanın demirinden, çimentosundan çalarken, binalarımızı insan hayatı için değil de, sadece para kazanmak için yapıyorsak ve bina yıkıldığında, bu Allah’ın kaderi deyip, bir de Allah’a iftira atıyorsak, bizler ne kaderi ne de tedbiri bilmiyoruz demektir.
Sadece şeytanlaşmışız demektir.
Sadece kendi şahsi çıkarımızda yaşıyor, zulüm yapıyoruz demektir.

Evet;
Neydi Kader?
Neydi tetbir almak?

Dünyanın hareketliliği bir kaderdir.
Bu kaderi okumak ve ona göre önlem almak ise tedbirdir.

Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik, Allah’ın insanlığa sunduğu ilimlerdir.

Kaderi okumak için insana; akıl,düşünce, gözlemleme, inceleme, muhakeme, mukayese, firâset verilmiştir.

Firâset; geleceği görebilme kabiliyetidir.

Bunları görmemezlikten gelmek, kişinin kendine ihanet etmesidir.

Allah’a iman etmenin sırrı; ilimden ve fenden ayrılmamaktır

Zilzal Sûresi:
1- 2- 3- “Toprak bir hareket ile hareket ettiğinde ve toprağın içindekiler ortaya çıktığında, insan dedi ki: Bu olanlar nedir?”

Nisâ Sûresi 71- “Ey iman edenler! Siz tedbirinizi alın. Ya tek olarak istikrarlı olun ya da her birlikte hareket edin.”

Bakara Sûresi 164:… “yeryüzünde olan her şeyde, elbette akıl edip düşünen insanlar için deliller vardır.”

İbrâhîm Sûresi 32:… “Yeryüzünün düzeninde sizler için akıp giden bir ilim vardır.”

İsrâ Sûresi 36- “Bir ilim ifade etmeyen şeylerin ardına düşmeyin. Muhakkak ki işitmeniz ve görmeniz ve idrakinizle, işte bunların hepsiyle o konuda sorumlu olursunuz.”

Deprem bir kaderdir.

Lâkin depremlerde yıkılan binalar, olan ölümler, sakatlıklar, bizim ihmalimizdir, Allah’ın sünnetullah’ından kopmamız sonucu başımıza gelenlerdir.

Tevekkül: Kaderi okumak ve gerekli tedbirini almakla olan bir teslimiyettir.
Tevekkül; ilim üzere hareket edip, gerekli tedbiri alıp, beklemektir.

Allah’a iman; ancak ve ancak ilmin getirdiği şahitlik üzere gerçekleşir.
Ezanda günde 20 defa okunan” Eşhedü” kelimesi buna işaret eder.

Peki ilim üzere hareket ediyor muyuz?

Varlıktaki oluşumları, hareketliliği, işleyişi ilim üzere okuyor muyuz?

Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik ilminden yararlanıyor muyuz?

Kader, ilimsiz anlaşılabilir mi?

Neden Kur’ân’ın yarıya yakını; ilim, tedebbür, tefekkür, tezekkür, akıl etmek, incelemek, okumak, seyretmek, anlamak, tedbir almak ile ilgili ayetlerden oluşmuştur?

Tedebbür: Bir şeyin öncesini okumakla, anlamakla alakalıdır.

Tedebbür; dubur kelimesinden gelir, arkası, öncesi, ilki, geçmişi gibi anlamlara gelir.

Tedbir kelimesi de buradan gelir.

Tedbir: Öncesini okumak, sonrasına hazırlık yapmak demektir.

Tedebbür ehline, tezekkür kapısı açılır.

Muhammed Sûresi 24: “E fe lâ yetedebberûne” “tedebbür etmezler mi”

Sâd Sûresi 29: “Kitâbun enzelnâhu ileyke mubârekun li yeddebberû âyâtihî ve li yetezekkere ûlul elbâb”
“Biz size, her varlığı bir kitap olarak bereketli bir şekilde sunduk. Ondaki delilleri dikkatlice araştırmanız ve hakk üzere aklınızı işletip, ulaştığınız hakikatlerle bu âleme bakmanız ve o hâl üzere yaşamanız için.”

İşte;
Deprem, kader ve tedbir, ilim üzere okumakla anlaşılabilir.

İlim üzere hareket etmeyenler, kader hakkında hakikate ulaşamazlar.

Kaderi okuyamayanlar gerekli tedbiri alamazlar.

Gerekli tedbiri almayanlar kendilerinin ve gelecek nesillerin felaketine kapı açarlar.

Varlığın oluşumunu, hareketliliğini, gittiği süreci okumak ancak ve ancak ilim üzeredir.
Fizik, Kimya, Biyoloji, Matematik ilimleri bunun için vardır.

Allah’a iman, ilimden açılan kapıyla gerçekleşir.