HEYECAN

Huzur ve mutlu olmanın sırrı,
Yaşamla bağ kurmanın sırrı,
Yaşamda var oluşu anlamanın sırrı,
Niçin yaratıldığımızı anlamanın sırrı,
Hissettiğimiz derin heyecanda gizlidir.

Heyecan olmadan, mutluluk ve huzur olamaz.

Dünyalık şeylerden aldığımız zevkler, mutluluk ve huzur değildir, onlar gelip geçici heveslerdir.

Varlığın tarif edilemez bir akışı vardır.
Bu ilâhî akıştan heyecan duymak, muhteşem bir şeydir.

Heyecan;
Huzur ve mutluluğun, ana kaynağıdır.
Bu ana kaynak, yaşamın kendisidir.

Yaşamın kendini düşünmek, kâlbleri titreten bir histir.

Gördüğümüz her varlık, bir akışın içindedir.
Nehrin akışına kapılan bir yaprak gibi, tüm varlık, âlem nehrinde akıp gider.

Varlığın ilâhî akışına kapılan, oradan heyecan hisseden, yaşamın her şeyinden heyecan duyar.

Varlığın geldiği kaynak nedir?
Varlık nasıl var olmuştur, nasıl işler, nasıl akıp gider?
Kişinin vücudu nasıl oluşmuştur ve nereye akıp gider?
Allah hakikati nedir?

Bunları düşünmek, yüksek bir heyecan sunar.
Bu heyecan kişiyi, ilâhî huzura eriştirir.

Korku başka şeydir, heyecan başka şeydir.

Korku kişinin duyduğu tedirginliklerden gelir.

Heyecan ise, bir şeye duyulan derin ilgiden gelir.

Hayat yani yaşam dediğimiz şey, Allah’ın hayy sıfatının tezâhürüdür.

Hayatın muhteşem bir akışı vardır.

Hayatı düşünmek bile, derin bir heyecan hissettir.

Tohumdan çıkan bir filizi seyretmek, filizden gelen bir yaprağı seyretmek, bir çiçeğin oluşumunu, bir meyvenin oluşumu seyretmek, müthiş bir heyecan verir.

Bir bebeğin, anne karnında hücre hücre oluşunu düşünmek, müthiş bir heyecan verir.

Hayat nasıl oluşmuştur, kaynağı nedir?
Her varlığın içinde olan hayat denizinin kaynayışı, işleyişi nedir?
İnsan nedir, nasıl oluşmuştur?
İnsanın iyilik ve kötülük yönleri nasıl oluşmuştur?

Bunları düşünmek, yüksek bir heyecan sunar.

Mü’minlerin kâlbleri her an heyecan içindedir.

Mü’minun Sûresi 60:
“Ve kulûbu-hum veciletun”
“Onların kâlbleri, hep bir heyecan içindedir”
“Enne-hum ila rabbi him racian”
“Muhakkak ki mü’minler, onlar ancak onları vücudlandırana teslim olmuşlardır.”

Mü’min, varlığın varoluşunun sahibinden emin olan demektir.

Mü’min varoluşu anlamada, hep bir heyecan içindedir.

Görünen ve görünmeyen âlemin muhteşem bir gizemi vardır.

Süzülüp gelen bir ışıktan ve o ışığın kendinden oluşan, varlığın varoluşu vardır.

Sonsuz bir âlemden gelip, sonsuz bir âleme akış vardır.

Tarık Sûresi

1- Ulvî Âlem ve ondan yansıyan nura.
2- İdrak ettin mi o güçlü nurun ne olduğunu?
3- Sonsuzluğa akıp giden içinde hayat taşıyan o ışığı.

Bunları düşünmek, bunları hissetmek, insana derin bir heyecan sunar.

Bir akışa kapılmak, bir heyecanda akıp gitmektir.

İnsan nasıl bir varlıktır?

İlk açığa çıkan varlıktan, insana kadar akıp gelen tüm varlığın boyutlarını, insan vücudunda taşır.

Nûh’un gemisi denilen, insan vücududur.
Tüm mahlûkâtın boyutları, insan vücudunda gizlidir.

İnsan, kendi vücudunda, geçmiş zamanı da gelecek zamanı da taşır.

Geçmişi okumak, geleceği anlamak, insana bahşedilen bir lütuftur.

Tayy-i Mekân, Tayy-i Zaman, insanın yapabileceği bir yolculuktur.

Yani geçmişte bir zamana dönmek, o zamanın bir mekânında yaşananları görebilmek, insanın ulaşabileceği bir boyuttur.

Tayy-i Zâhir- Tayy-i Âhir, insanın çözebileceği bir boyuttur.

Yani görünen âlemi ve varlığın gittiği boyuta erişebilmek, insanın keşfedeceği boyutlardır.

Nasıl ki bir çiftçi, ektiği tohumun sürecini adım adım biliyorsa, meyvenin çıkacağı zamanı biliyorsa, bu varlığın evveli de, zâhiri de, âhiri de bilenebilir.

Bunların bilinebilmesi, yüksek heyecan duyan kişilere nasip olacaktır.

İşte huzur ve mutluluk, duyulan yüksek heyecanda gizlidir.

Yüksek heyecan, varlığın ilâhî akışıyla bağ kurmakla oluşur.

Yaşam, duyulan heyecanla kıymet bulur, anlam bulur.

Kişinin yaşamda neden var olduğunun sırrı, heyecanda gizlidir.

Kişinin kendi yaratılış esmasına ulaşması, heyecanla mümkündür.

Huzur ve mutluluk, ilâhî akışın heyecanını hissetmekte gizlidir.

İlâhî akışla buluşan, yaşamın her kademesinde bir heyecan hisseder.

Allah’la buluşmak, onunla yaratılışı seyretmek, en derin heyecandır.