KUL- KÖLE

Kulluk, kölelik nedir?
Allah’a kul olmak nedir?
Allah’ın kölesi olmak nedir?

Kula kul olmak yani kölelik yapmak var mıdır?

Şimdi Kur’ân ölçüsüyle “kul-köle” kavramını inceleyelim.

Kur’ân’da “kul-abd” kelimesi yaklaşık olarak üç yüz yerde geçer.

Kul – Köle; “a-b-d عبد ” kelime kökünden gelir.
İbadet de kelimesi ” عبادة ” aynı kökten gelir.

Abd- Kul- Köle; her şeyiyle birinin hükmü altında olan, birine bağlı olan, hizmet eden, kendine ait hiçbir şeyi olmayan, efendisine bağlı olan demektir.

Abd kelimesi, Allah’ın hükmü altında olmak, Allah’a her şeyiyle bağlı olmak demektir.
Yani damlanın deryaya bağlı olma durumu gibi.

İnsan kabul etse de kabul etmese de, Allah’ın kuludur kölesidir.
Her an Allah’a bağlı durumdadır.

Neden dersek?
Kişi dönsün kendi vücûduna bir baksın.

Vücûdunda her an olan işleyişi yapan kendisi değildir.
Yani hücrelerini çalıştıran, nefes alıp veren, kalbini çalıştıran, kanını dolaştıran kendisi değildir.

Kendi vücûdunu kendi yaratan değildir.
Kendi vücûdunu şekillendiren kendisi değildir, beden yapısını oluşturan kendisi değildir.
Kendi vücuduna; işleyiş, nitelikler yönünden hâkim olan asla kendisi değildir.

Zümer Sûresi 14: “Kul Allâh abudu muhlisan lehu dînî.”
Meâli: Deki: Sadece Allah’ın kuluyum, din ancak ona mahsustur.”

Dini anlayan, kulluk boyutunu çözer.

Din varlığın yaratılış yasalarıdır ve o yasalar sadece Allah’a mahsustur.

Bedenlerimiz o yasalarla yaratılmıştır ve her an o yasalarla işleyişine devam eder.
Hiç bir insan kendi bedeninin işleyişinde hüküm sahibi değildir.
Hiçbir insan, bedeninin yaratılışında ve bedeninin işleyişinde irade sahibi değildir.
Kendi vücudunun gücü kudreti kendine ait değildir.
Vücûdunda, iktidar sahibi ve muktedir olan sadece Allah’tır.

İşte hepimiz Allah’a bağlıyız, onun kuluyuz, onun kölesiyiz.
O, her an vücûdlarımıza hâkim olandır, vücûdlarımızın sahibidir.
Bu biz kabul etsek de etmesek de böyledir.
Başımıza gelecek olan, yaşlanma, ölüm bunun en güzel ispatıdır.

Efendimiz sadece Allah’tır.
Yâni, rabbimiz sadece Allah’tır, yâni vücûdumuzun sahibi sadece Allah’tır.

İnsan bunu anlamalı ve yaşantısını bu şuurda geçirmelidir.

Nisâ Sûresi 36: “Allah’ın kulu olduğunuzu idrak edin ve O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anne babanıza ve yakınlarınıza ve yetimlere ve çaresizlere ve yakın komşularınıza ve uzak komşularınıza ve etrafınızdaki arkadaşlarınıza iyi davranın.”

İnsan ve her varlık Allah’ın kuludur kölesidir.
Allah hepimizin efendisidir, yâni hepimizin vücûdlarının sahibi ancak Allah’tır.

Hicr Sûresi 99: “Vabud rabbeke hattâ yetiyekel yakîn.”
Meâli: “Ve ölüm sana gelinceye kadar yalnız seni vücudlandırana kul ol.”

İnsan ölümlü bir varlıktır, ölüm onun vücuduna sahibi olan Allah tarafından yazılmıştır.
Bunu unutmamalıdır.
Kulluk şuurunda yaşamalıdır.
Ve her varlığın özünde Allah olduğunu asla unutmamalı ve hiçbir varlığa zarar vermemelidir.
Her varlık Allah’ın kuludur, bir varlığa zarar vermek Allah’a zarar vermektir.

Zariyat Sûresi 56: “Ve mâ halaktul cinne vel inse illâ li yabudûn”

Meâli: “Bildiğiniz, bilmediğiniz, yaratılan her şey ancak benim kulumdur.”

Gördüğümüz, görmediğimiz, bildiğimiz bilmediğimiz her varlık sadece Allah’ın kuludur.
Her varlığı tecellileriyle bedenlerinden tutan sadece Allah’tır.

Kulluk kölelik ancak Allah’adır.

İnsanın insana kul olması köle olması, kulluk yapması diye bir şey asla yoktur.

Tüm bu kâinatta yaratılan her varlık, sadece Allah’a bağlıdır, Allah’ın hüküm altındadır.
Ve sadece Allah’ın kuludur.

Hepimiz sadece Allah’ın kuluyuz Allah’ın kölesiyiz.

Kulun kula kulluğu yani köleliği, cariyeliği asla olamaz.

Bunu yapmaya çalışanlar;
Kul hakkına girenlerdir,
Birbirinin hakkına girenlerdir,
Zenginlik, saltanat, şan, şöhret peşinde olanlardır.
Kendi yaratılışlarını idrak edemeyenlerdir.
Allah hakikatinden uzak olanlardır.

Bugün toplumda, cariyelik vardır kölelik vardır, kadın erkek eşit değildir, diyenler “Abd” kelimesine ihanet edenlerdir.

Bir kimsenin, bir kimseye, kadının erkeğe, erkeğin kadına köleliği olamaz.
Kadının cariye olması diye bir şey asla olamaz.
Kadını cariye gören, köle gören, insan yerine koymayan zihniyet ne yazık ki hiç değişmedi.

Hazreti Muhammed’in yaptığı mücadeleyi anlayamayan zihniyetler hâlâ devam etmektedir ve maalesef bunu Müslümanım diyenler yapmaktadır.

Bugün hâlâ kölelik cariyelik var deyip, kula kulluk etmeyi normal karşılayanlar ve kendilerini Müslüman sananlar, Hazreti Muhammed’i anlamış olanlar değildir.

Her varlık Allah’ın tecellileriyle sarılıdır, Allah ile sarılıdır.

Bunu anlamak kulluğu anlamaktır.
Bunu anlayan, kulluk şuuruna erenlerdir.

Kulluk şuuruyla yaşayanlar, tenezzül içinde yaşarlar, asla kibre düşmezler, asla Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmazlar.

Bakara Sûresi 138: Meâli: “Allah’ın boyası. Kim en güzel bir şekilde Allah’ın boyası ile boyanırsa, biz onun kuluyuz, der.“

“Onun kuluyuz”dan maksat, Allah’ın kulu olduğunun şuuruna ulaşmaktır.

Çok iyi düşünmeliyiz, Allah’ın kulu olmanın şuurunda mıyız?
Yoksa, öfke, hiddet, kavga, gurur, kibir, mal mülk, para, şan, şöhret gibi şeylerin kulu muyuz?
Toplumda, birilerine kulluk mu ediyoruz?

Toplumda ibadet diye bilinen, namaz, oruç, hac, zekât gibi, anne babamızdan öğrendiğimiz gelenek ve görenekler ibadet midir değil midir? Çok iyi düşünmeliyiz.

Her inanç gurubunda, ibadet diye bilinen bu gelenekler farklı farklıdır.
Hangisi doğrudur tartışmasına girmek hiç doğru değildir.
Her inanç, kendi anne babasından ya da bir guruptan öğrendiği şeylere uyar.

İbadet, ancak Allah ile olan yakınlık boyutunu anlamakla mümkündür.
Kendi vücûdumuzun işleyişini anlamakla mümkündür.
Kendi vücûdumuzda, fiil, sıfat, zât boyutunu anlamakla mümkündür.

İşte kulluk, ancak ve ancak, Allah’ı tanımakla, ona arif olmakla ulaşılacak bir şuur durumudur.

Kişi o şuura ulaştığında anlar ki her varlık Allah’ın kuludur ve her varlık her an Allah’a secde hallindedir.

Ra’d Sûresi 15- Göklerde ve yerde olan ne varsa, istese de ve istemese de ve onların gölgeleri dahil, sabah, akşam hiç durmadan Allah’a secde ederler.

Nahl Sûresi 48, 49:
48- Onlar, Allah’ın halk ettiği şeylerin gölgelerinin dahi sağa sola dönerek, Allah’a secde ettiklerini ve tüm var olanların bir bütünlük içinde olduğunu bakıp ta görmezler mi?
49- Göklerde ne varsa ve yerde ne varsa, bütün varlıklar ve bütün kuvveler Allah’a secde ederler. Bu hakikati anlayanlarda kibirlilik yoktur.

Kulluk şuuruna ulaşan, her varlığa baktığında Allah’ın vechîni seyreder.
Ve her varlığa saygı ve sevgi gösterir.
Ve artık bilir ki, varlığa saygı sevgi Allah’a saygı sevgidir.

İsrâ Sûresi 53: “Kulluğunuzu bilin, birbirinize güzel sözler söyleyin.”

Öyle sözler söyle ki, gönüllere dokunsun.
Öyle sözler söyle ki, sıkıntıları bitirsin.
Öyle sözler söyle ki, huzur getirsin.
Öyle sözler söyle ki, seni varlığa dost eylesin.

Evet, güzel sözler söylemek için, kulluk nedir bilmek gerek.

Kulluğunu bilen;
Bilir ki her varlık kendisi gibi kuldur.
Bilir ki her varlığı tutan Allah’tır.
Bilir ki her varlıktan yüzünü gösteren Allah’tır.
Bilir ki Allah güzeldir.
Bilir ki kulu güzeldir.