MAHS-I KÂLB

Mahs-ı kâlb; temizlenmiş, arınmış, hâlis, saf kâlb, saf, katışıksız, inceleyen kâlb, öze bağlı kâlb. Âl-i İmrân Sûresi 154

Mahs-ı kâlb; Allah’ın hakikatlerini anladıkça temizlenmiş, saflaşmış, öze erişmiş kâlb demektir.

Kişi, varlığın tecellilerini anladıkça, kâlbi saf düşünceye erişir.

Allah’ın anlamak için saf tertemiz düşünceler içinde olmak gerekir.

Saf düşünceler içinde olanlar, eşyanın hakikatini anlamak için, gönüllerini varlığın özüne döndürürler.

Gururdan kibirden, zanlardan kurtulan kâlb, mahs-ı kalbe erişir.

Âyette belirtildiği gibi; Allah hakkında gerçek olmayan bilgilerde kalanlar, cehaletin zanlarına uyanlar, hakikatlere erişemezler.

Kirli bir idrak ve anlayış içinde olanların akılları bâtıl bilgilerle hareket eder.

Mahs-ı kâlb, Muhammedi şuura erişmiş kâlbdir.

Kâlben maksat herkeste ve bil cümle hayvanatta, kanı vücuda yayıp toplayan ve bu devri ile daima dirilik sağlayan o et parçası değildir.

Ve her kişi kâlb sahibi olamaz

Ancak insan makamına gelen, yani mümin olan, kâlb sahibidir.

Kâlb demek: Bir hikmetten bir hikmete, bir idrakten bir idrake tekâllüp etmek demektir.

Kâlb sahibi olanlar, Allah’ın ilmiyle nice hakikatlere akar giderler, nice kapılar açarlar, nice sırlara erişirler.

Kâmil insanlar mahs-ı kâlb sahibidirler.

Allah’a tevekkül ve teslimiyet içinde olanların kâlblerini Allah mağfiret esmasıyla tertemiz yapar.

Allah’ın mağfiretine mazhar olmuş kâlbler mahs-ı kâlbdir.

Mahs-ı kalb sahipleri, tüm bâtıl bilgilerden arınmıştır.

Onların idrak ve düşünceleri hep ilim irfan üzeredir.

Onların kâlbleri, Allah’a duygusuyla hareket eder.

Onların kâlbleri, merhametle kuşatılmıştır.

Onların duyguları, düşünceleri tertemizdir.

Onlar salih amel içindedirler.

Duygularında, düşüncelerinde asla kötülük yoktur.

Dillerinden akan sözlerde rahmet vardır.

Mahs-ı kâlb sahibi olan kimseler:

Allah’a tevekkül ve teslimiyet içindedirler.

Onlar dâim secde içindedirler.

Onların gönlü her zaman Allah heyecanıyla doludur.

Onlar varlığın yaratılışını anlamanın heyecanı içindedirler.

Onların bakışları her zaman Halk’da Hakk’a nazar eder.

Onların gönlü her zaman yardımlaşma, paylaşma içindedir.

Hiç bir insan sıkıntı çekmesin, aç kalmasın, susuz kalmasın isterler.

Kimse kimseyi sömürmesin, aldatmasın, çıkar için hareket etmesin isterler.

Kimse kimsenin ardından konuşmasın, alay etmesin, hor görmesin, eksik gedik arama peşinde olmasın isterler.

Kimse kimseye zulüm etmesin isterler.

Kul hakkı yenmesin isterler.

İnsanların inançlarına ibadetlerine saygı gösterirler.

Onların kâlblerinde inanç ayrımcılığı asla yoktur, onlar herkese Allah’ın kulu nazarıyla bakarlar.

Siyasi hırsları, makam, mevki, saltanat hırsları yoktur.

Herkesin fikrine saygı duyarlar.

Her varlık, her insan önemsensin isterler.

Onların gönlü cennet ile kuşatılmıştır.

Onların gönlü muhabbetullah ile kuşatılmıştır.

“Lâ yese’unî arzi ve lâ semaî ve illa yese’unî kalbü abdil müminin.”

“Yere ve göğe sığmam. Fakat mümin kulumun kâlbine sığarım”

Mahs-ı kâlb sahipleri için söylenmiştir.