ÖZÜNDEN HALK EYLEDİ

Kendi özünden Halk eyledi âlemi.
Görünen O’nun kendi idi.

O “EVVEL”di.
O’nun evveli yoktu.

O evvelsizdi.
O’ndan gayrı hiçbir şey yoktu

Kaynak O’ydu.
Tüm âlem nûrani bir hâlde O’ndaydı.

Tüm varlık O’nda bir nûr hâlindeydi.

Tüm varlık O’nun nûrundan süzüldü geldi.

İşte “Evvel” sırrı buydu.

O “ÂHİR”di.

Her şey O’ndan geldi, O’na aktı.
Her şeyin aslı O’ydu. O’na döndü.

Buz eridi, kar eridi, dolu eridi suya döndü.
Buzun, karın, dolunun aslı suydu.

Damla O’ndan geldi, O’na döndü.
Damla yeni bir damla olarak gelişe hazırlandı.

İşte “Âhir” sırrı buydu.

O “ZÂHİR”di.
Görünen her şey O’nun tezâhürü idi.

Görünen O’nun kendiydi.

Âşikâr olan O’nun kendiydi.

Kendinden kendini halk eyledi.
Halk adıyla göründü.

Her yerden vechîni-yüzünü gösteren O’ydu.

Kendi ruhundan süzüldü geldi.
Beşer elbisesi giyindi.

Çeşit çeşit göründü.
Çeşit çeşit elbiseye büründü.

Görünen çiçekler, böcekler, hayvanlar insanlar, nice mâhlukât O’ydu.

Tohumdan açığa çıkan ağaç gibi, kendini âşikâr eyledi.
İşte “Zâhir” sırrı buydu.

Tüm zâhiri Zâtiyla tuttu.
Zâhirin bâtına da O’ydu.

O “BÂTIN”dı.
Görünenin içinde görünmeyen O’ydu.

Her şeyin özü O’ydu.
Sûretlerin ardı O’ydu.

O şah damarından yakındı.

İpek böceği misali, kendinden çıkardığı kozaya kendini gizledi.
Koza varlığın kendi idi.

Görünen varlığın içyüzü O’ydu.
İşte “Bâtın” sırrı buydu.

Şöyle düşünelim.
Kaynak denizdir, denizden gelen damlalar denizin kendisidir.

Damlalar buhardan buluta, buluttan yağmura dönüşür, yine denize karışır.

İşte deniz Zâtına işarettir.
Damlalar sıfatlarına işarettir.

Damlalar denizden, deniz damlalardan ayrı değildir.
Zâtı sıfatlarından ayrı değildir.

Kaynak O’ydu, açığa çıkan O’ydu, akıp giden O’ydu, görünmeyen O’ydu.

İşte Evvel O’ydu, Âhir Oydu, Zâhir O’ydu, Bâtın O’ydu.

Her yerden yüzünü gösteren O’ydu.
Tüm yüzlerden görünen yüz O’ydu.

Bakara Sûresi 115: “Fe eynemâ tuvellû fe semme vechullah.”
Meâli: “Nereye dönersen dön, her yerden vechîni-yüzünü gösteren Allah’tır.”

Hadîd Sûresi 3: “Huvel evvelu vel âhiru vez zâhiru vel bâtın.”
Meâli: Evvel O’dur, Âhir O’dur, Zâhir O’dur, Bâtın O’dur.”