MÜDDESSİR SÛRESİ Müddessir

 

1- Ey bildiği hakikatleri saklayıp söyleyemeyen!

2- Tevazu içinde geleni karşıla, sonra hakikatleri açıklayıp uyar.

3- Rabbinin yüce tecellilerinden bahset.

4- 5- Tertemiz hallerle hareket et ve fena hallerden uzak dur.

6- Gönülsüz davranma, karşılık bekleme.

7- Rabbinin hakikatlerini anlatmak için sabırlı ol.

8- Öyle ki, içinizde nefes aldırıp verdiren o gücü tanıtıncaya kadar.

9- Her an her yerde yetkili olanı anlatmak zor bir süreçtir.

10- Hakikatleri görmemezlikten gelip örtenlere hakikatleri anlatmak kolay değildir.

11- Var olan Benim ve halkettiğim ne varsa tekliğimi gösterir.

12- Yayılıp giden her varlığı düzenledim.

13- Sahip olduğunuz evlatlar verildi.

14- Ona geniş nimetler verdim.

15- Sonra da o daha fazla istedi.

16- Doğrusu o ayetlerimizi kabul etmeyenlerden oldu.

17- Manasını anlamak ona zahmetli geldi.

18- Elbette o düşündü ve değerlendirdi.

19- Nasıl değerlendirdiyse, kendine yazık etti.

20- Sonra yine nasıl değerlendirdiyse, kendine yazık etti.

21- Sonra anlamak için baktı.

22- Yüzünü ekşitti ve huzursuz oldu.

23- Sonra eski cehalet bildiklerine döndü ve kibirlendi.

24- Bu nakledilenler sadece aldatmadır, dedi.

25- Bu bir beşer sözünden başka bir şey değildir, dedi.

26- Böylece o şaşırmış bir halde kaldı.

27- İdrak ettin mi şaşırmışlığı?

28- Eski bildiklerini terk edememe ve ikilikte kalma hallerini.

29- İnsanlar için düzeni bozan o halleri.

30- Kendindeki yüce nitelikleri anlamaya engel olan o halleri anladın mı?

31- Biz onları iyilerden olmanın dışında, yakıp yıkıcı hallerde düzenlemedik. Fitnecilerden olsunlar, geri dönenlerden olsunlar diye düzenlemedik. Varlığın bir kitap olarak sunulduğunu bilsinler, hakikatleri araştırıp anlasınlar. Hakikatleri anladıklarında iman edenlerin inancı artar. Mümin olanlar, varlık kitabındaki hakikatlerden şüphe etmezler. Hakikati görmemezlikten gelenler, kalblerinde cehalet hastalığı olanlar, bu misallerle Allah neyi diledi, derler. İşte bundan sonra, isteyen kimse Allah’ın hakikatlerinden kendi cehaletine sapar ve isteyen kimse de Allah’a yol bulur. Kendini vücudlandıranı ve tüm varlığın hakikatini layıkıyla kimse bilemez. Sadece O vardır, O’ndan başka bir şey yoktur. Bu insanlar için sadece bir hatırlatmadır.

32- Ant olsun gerçeklere.

33- Kaybolup giden cehaletin karanlığına.

34- Aydınlanmanın başladığı o zamana.

35- Muhakkak ki O, elbette yüceliğiyle tek olandır.

36- Bu insanlar için hakikatleri açıklayıp uyarmaktır.

37- Sizden isteyen kimse hakikatleri anlar ileri gider ya da hakikatleri anlamaz geri kalır.

38- Herkes kendi anlayışlarına bağlıdır.

39- Doğruluğun kemalâtına sahip olanlar başka.

40- 41- Huzur içinde olanlar, fena hallerde kalanlara sorarlar.

42- Sizi, Hakk ile batıl arasında şaşırmışlık halinde bırakan neydi?

43- Dediler ki: Biz hakikatleri anlayıp teslim olanlardan olamadık.

44- Biz hakikatleri anlamada çaresizlik içindeyken hakikatlerden faydalanamadık.

45- Biz batıl olan şeylerle meşgul olanlardan olduk.

46- Biz her zaman varlığın yaratılış yasalarını yalanlayıp görmemezlikten geldik.

47- Hatta bize o yakınlığın hakikatleri sunulduğu halde.

48- Artık onlar şefâat edenin şefâatinden faydalanamazlar.

49- Neden onlar hakikatleri anlamayı arzu edenlerden olmuyorlar?

50- Sanki onlar ürkmüş hayvanlar gibi kaçıyorlar.

51- Aslandan kaçar gibi.

52- Hatta onlar istiyorlar ki, bütün hükümler dağıtılmış sayfalar olarak getirilsin.

53- Doğrusu onlar sonları için korkmuyorlar.

54- Muhakkak ki bu düşünenler için bir öğüttür.

55- Bundan sonra kim isterse o hakikatlerden öğüt alır.

56- Ancak Allah’ı anlamayı arzu eden, o takvaya sahip olan ve affedici olandan başkası öğüt almaz.