İNSAN OLMA YOLCULUĞU

 

İnsan makamına olan yolculuk…

Hiç birimiz “İnsan” olarak dünyaya gelmedik.
Hepimiz “Beşer” olarak dünyaya geldik.
Lâkin hepimiz insan makamına erişebilecek olarak geldik.

Beşer nedir?
İnsan makamı nedir?
İnsan kime denir?
İnsan makamına kim ulaşabilir?
İnsan makamına ileten kapılar nedir?

Neden Hazreti Muhammed: “Ben de sizin gibi bir beşerim” dedi, ben de sizin gibi bir insanım demedi.

Beşer, İnsan inceliği nedir?

Fussilet Sûresi 6: Kul innemâ ene beşerun mislukum……
Meâli: De ki: Ben de sadece sizin gibi bir beşerim……

Ayette; 
“ene beşerun mislukum” der.
“ene insane mislukum” demez.

Beşer nedir?
İnsan nedir?

Beşer, beşir, beşşir aynı kökten gelen kelimelerdir.

Beşer: Müjde, doğru bir şeyin haber verilmesi, hakikatin sunulması, ten içinde lütuflar taşıyan, insanın ten boyutu, gibi anlamları vardır. 
Yani vücud mektubunun, ten mektubunun içinde tüm hakikatlerin olması anlamına gelir.

İşte Beşer; huzur,mutluluk veren ilâhi hakikatlerin, kişinin beden mektubunda olmasıdır.

Beşer: Ten vücudunda bir sistem taşıyan demektir.
Bu sistem ilâhi hakikatlerdir.

Hepimiz; bir ten boyutu ve ten boyutumuzu tutan “İn” boyutundan oluşmaktayız.

Yani bir dış boyutumuz vardır, bir de dış boyutumuzun geldiği ve dış boyutumuzu tutan iç boyutumuz vardır.

Dış boyutumuz”Beşer” boyutudur.
İç boyutumuz”İnsan” boyutudur.

Eğer beşer boyutunda kalırsak, kendimizin ve varlığın aslını bilemezsek”Cin tayfası” boyutunda kalırız.

Yani Cin: Bilmeyen, bilinmeyen, tanımayan, anlamındadır.

Kişinin İnsan olabilme yolculuğu”Cin” kapısından başlar.

Kişi “Cin” boyutundan “İn” boyutuna adım attığından, İnsan makamına, insan olabilme yolculuğuna başlamıştır.

C,in- den……. İn-e
İn-den …..İnâbe ye
İnâbeden……. İns-e
İns-den……..Ünsiyete
Ünsiyetten…….İnsan makamına yolculuğa başlar.

Cin boyutu: Bilmeyen, tanımayan boyutu. Yani kişinin Hakk’ı hakikatleri bilmeme boyutu.

İn: Tüm ten vücudlarını tutan öz ve ona ait olan nitelikler.

İnsan: Tüm ten vücudlarını tutan özü anlayan.

İşte İnsan: 
Kendini ve tüm varlığın tutan özü ve bu özün tek olduğunu anlayandır.
Tüm varlığı tutan Zât-ı mutlak olan Allah hakikatini anlayandır. 
Bunu anlayan da makamların en güzeli olan “İnsan makamı”na ulaşır.

Yâ-Sîn Sûresi 1-2: Ey kendindeki özü anlayan! Tüm kâinat kitabına hâkim olanı anlayan.

“İnsan” kelimesi; “İn” “İns” kelimesinden gelir.

İn, İn’am, İns, Ünsiyyet, İnsan, aynı kökten gelen kelimelerdir.

C-in den…….insan makamına olan yolculuk.

İn, in’am; Özünde, sisteminde, bedeninde, var oluşa ve var edene ait olan lütuflar, nimetler, sırlar, hakikatler taşıyan demektir.

Yani bebek olarak dünyaya gelen her çocuk, bedeninde tüm kâinatın var oluşunun ve var edenin hakikatlerini taşır.

İnâbe kelimesi de buradan gelir.

İnâbe: Aslına yönelmek, kendi hakikatine yönelmek, kendi asliyetini anlamak için kendi enfüsûna yönelmek gibi anlamlara gelir.

İşte, bir kişinin kendi vücudunu anlamak için kendi enfüsî âlemine dönmesi orada yolculuğa başlaması “İnâbe” olmaktır

İns; kendi vücud aleminde, aslına olan yolcuğunun ve bu yolculukta, aslının hakikatlerini kendinde ve tüm varlıkta görmeye, anlamaya başlamak demektir.
Yani “İnsiye” olmasıdır. 
İnsiye olmak kendi enfûsî alemine, seyr-i sülûk yapmasıdır.
Yani içsel âlemine dönmesi, kendini tanıma yolculuğu yapmasıdır.

Ünsiyyet; yakınlık, dostluk, anlamlarına gelen bir kelimedir.

Ünsiyyet makamına gelen kişi her varlığın birbirine olan yakınlığını anlar. her varlıkta ortak olan nitelikleri anlar ve her varlığı tutan sistemi anlar.

Ünsiyyete ulaşan kişi, “İnsan” makamına ulaşır.

İşte İnsan: Kendini ve her varlığı tutan ûlvî gücü anlamış olan demektir.

Yani Allah hakikatine ermiş kişiye”İnsan” denir.

İnsan makamına eren, selâmete ermiştir yani islâm olmuştur.

İnsan olan yaşantısında İslam şuuru üzere yaşar.

İslâm şuurunda yaşayana “Müslüman” denir

İslâm olan, çevresine huzur sunar, sevgi sunar.
Hep dayanışma, yardım içindedir.
Hangi varlığa bakarsa baksın o varlıkla kardeş olduğunu bilir.
Her varlığın ardında olan özün Hakk olduğunu bilir.
Hiç bir zaman hiç bir varlığa zerre kadar zarar veremez.
Hiç bir zaman hakk yemez ve asla dünyanın şanına, şöhretine, para, mal-mülküne esir olmaz.
Hiç bir zaman Allah’ı unutmaz, hep içinde ilâhi aşkla yaşar.

İşte, insan makamına gelmek ancak ve ancak var oluşu ve var edeni anlamakla mümkündür.