KORKUTANA KANMA

 

Sen;

Hakikati öğrenmek için sorup araştırdığında…

Gönlüne uymayanı sorduğunda…

Mantığına uymayan şeyi reddettiğinde…

Bunun sebebi ne olabilir dediğinde…

Bu neden emredilmiş dediğinde…

İnançları, ibadetleri, din adına giyilen giysileri sorduğunda….

Sana Allah’ın emri diye sunulan şeyleri yapmadığında…

Atalardan gelen inançları sorguladığında, ya da onlara uymadığında…

Allah var mı, Allah nedir, ahiret var mı, cennet cehennem var mı diye sorguladığında ya da ben bunlara inanmıyorum dediğinde…

 

Hemen seni şeytanla korkuturlar.

Çarpılırsın diye korkuturlar.

Dinden çıkmakla korkuturlar.

Kâfir olmakla korkuturlar.

Cehennemde yanmakla korkuturlar…

 

Çünkü senin sorduğun kişi, kendisi korkular içinde de ondan seni korkutuyor.

Kendisi, sorduklarının cevabını bilmiyor ve kendi korkularını sana bulaştırmak istiyor.

Zaten cevabını bilse, heyecanla, şevkle, samimiyetle sana anlatır.

Kendisi şahit olmadığı için, yalnızca inanç boyutunda kaldığı için seninde öyle olmanı istiyor.

 

Korkma kardeşim korkma.

 

Sen doğruyu yapıyorsun.

Sen hakikati öğrenmek, hakikate şahit olmak istiyorsun.

Sen delillerle sana ispat edilmesini istiyorsun.

Sen ilme dayalı şahit olmak istiyorsun.

Sen aklını kullanmak istiyorsun, gönlüne uymayanı reddediyorsun….

Ve sen, doğrusunu yapıyorsun.

Ve sen, Kur’ân’ın tavsiyesine uyuyorsun.

 

Korkma.

Sor araştır, sor araştır, sor araştır.

Korkma, korkma, korkma.

Düşün, düşün, düşün.

 

Bize verilen beyin, akıl; sormak, düşünmek, aramak, araştırmak, hakikate ulaşmak için sunuldu.

 

Kur’ân duyduğumuz her sözün aslını aramamızı bize tavsiye eder.

 

“e fe lâ takılûn” “Akletmez misiniz?”

“leallekum tuselûn” Sorup araştırmaz mısınız?

“leallekum tefekkerûn” “Derin düşünmez misiniz”

“leallekum tezekkerûn” Hakikatlere dayalı bakmaz mısınız?

Kur’ân’da böyle onlarca ayetler vardır.

 

Kur’ân’ın yarıya yakını, düşünmek, araştırmak, akıl etmek üzeredir.

 

Kur’ân, duyduğu sözlerde kalanları, hiç düşünmeden olduğu gibi kabul edenleri, hiç araştırmadan, hakikatine hiç ulaşmadan atalarından öğrendikleri şekilde kabul edenleri “Atalarının yolu üzere olanlar” der.

“Atalarından öğrendiklerini hiç düşünmezler mi? der.

 

Âl-î İmrân Sûresi 175 de: Korkutanın, korkulara sürükleyenin şeytan olduğu belirtilir. “Şeytani hallerde olanlar ancak kendi dostlarını korkuturlar” uyarısı vardır.

 

Şeytan; kelime olarak uzak olan, Hakk’tan hakikatten uzak olan, varlığın eşya boyutunda kalan demektir.

 

Dini sorguladığın zaman, “Ben buna inanmıyorum”, dediğin zaman;

Hemen sana:

Dinden çıkarsın, çarpılırsın, kâfir olursun, cehennemde yanarsın,derler.

Korkma:

Atalarından öğrendiğin Din inancını sorgulamadan, Dinin hakikatini bilemezsin.

 

İnancı, ibadetleri, ibadethaneleri sorguladığın zaman:

Hemen sana:

İnanmıyor musun, inkar mı ediyorsun, şeytan seni kandırıyor, şeytana uyuyorsun derler.

Korkma:

İnançları, her inanca göre farklı olan ibadetleri incelemeden, hakikatine ulaşamazsın.

 

Allah nedir, nerededir, var mıdır, yok mudur, diye sorduğunda: Hemen sana:

Cehennemde yanarsın, kâfir olursun, derler

Korkma:

Allah nedir diye sorup, sorunun cevabına ilmi olarak şahit olmadan, gönlü olarak ulaşmadan, gerçeği bilemezsin.

Şeytan, senin hakikatleri öğrenmemen için, doğru yola gitmemen için, seni kendisiyle korkutur.

Çünkü şeytan; senin Allah’ı anlamanı istemez.

Çünkü şeytan; atalarından miras kalan, onların öğrettiği, yani onların hevâ-larında var ettiği bir Allah’a inanmanı ister, seni var eden Allah’ı senin bilmeni istemez.

Çünkü şeytan; Allah nedir sorunun cevabının, hakikatine ulaşmanı istemez

Allah’ı anlama yoluna girdiğin zaman, hakikate giden o dosdoğru yolda durur.

Ve seni kendisiyle korkutur.

Ve sen, onun istediği ibadetleri, emirleri, yapmadığında, onun sözlerini kullanmadığında, ona uymadığında, seni kâfir olmakla, çarpılmakla, şeytana uymakla, cehennemde yanmakla korkutur.

Yani seni kendisiyle korkutur.

Seni kendi korkularıyla korkutur.

 

Korkma:

Seni şeytanla ancak şeytan korkutur.

Bil ki seni; şeytanla, çarpılmakla, cehennemlik olmakla, kâfir olmakla suçlayan biri varsa o şeytandır ve ona hizmet edenlerdir.

 

İşte kardeşim;

Bil ki seni korkutan, kendisi korkular içinde olandır.

Bil ki kendisi; bilmemenin korkularına, şeytani hallerde olan kimselere teslim olmuştur.

Çünkü şeytan hakikatlerin açığa çıkmasını istemez, çünkü saltanatı yıkılır.

 

Sen kardeşim:

Korkma, korkma, korkma,

Sor araştır, sor araştır, sor araştır.

Düşün, düşün, düşün.

Aşkla, ilme dayalı, samimi olarak, tevâzûyla, teslimiyetle hakikati anlamak, şahit olmak için gayret göster.

 

Sana verilen; beynin, aklın, zekânın, düşünmenin, tefekkürün, tercih etme kabiliyetinin, neyi yapıp yapmama kararını uygulamanın kıymetini bil.

 

Bil ki “Cihâd” hakikati anlamanın gayretidir.

Hakikati anlamak için gayret içinde olan da”Mücâhid”dir.

 

Korkma cihâd et, korkma mücâhid ol .

 

Korkma, korkmadan düşün ve her şeyi düşün.

Bil ki düşünmek, seni hakikatlere ulaştıran bir köprüdür.

 

Korkma, korkutanın korkusuna da aldanma….