HAKİKATTE ŞERİÂT SON MAKAMDIR

 

İlk makam; Tövbe makamıdır

Sonraki; Târikat makamıdır

Sonraki; Mârifet makamıdır

Sonraki; Hakikat makamıdır

Sonraki; Şeriât makamıdır.

Hakikatin arayışı, eksiklik hissetmekle başlar.

Ailesinden miras olarak bulduğu inançtan emin olamayan kişi, içinde bir eksiklik hisseder ve bir arayışa koyulur.

 

Eksiklikten sonra gelen ihtiyaç; istektir.

İstek, hakikati aramadaki gönül duygusudur.

 

İstekten sonra oluşan duygu; niyettir.

Niyet, hakikatin ne olduğunu bilmeliyim duygusudur.

Ve niyet yolunda, yani hakikati arama yolunda, hakikati arayanlarla karşılaşılır.

Ve hakikati arama yolunda, bu yolun rehberi, yeni gelen kişinin samimiyetine bakar ve onu ilk kapı ile tanıştırır.

 

İlk kapı; tövbe kapısıdır.

 

TÖVBE:

 

Yaptığı hataları anlayıp dönmek demektir.

Bâtıl olan düşüncelerle; hor görme, kâfir görme, kimini yüce görme, kiminin küçük görme, öteki görme gibi düşünce ve halleri terk etmek demektir

Bilerek bilmeyerek yaptığı zalimlikleri anlayıp dönmek demektir.

Dedikodu, çekiştirme, mala-mülke, ırza-namusa göz dikme, çalma-çırpma, kişilerin hakkını yeme gibi şeytanca düşünce ve davranışlardan dönmek demektir

 

Hata yani günah ama kendine ama birine zarar verici her türlü eylemin adıdır.

 

Tövbe, insan olmanın ilk adımıdır.

Tövbe dil ile değildir, kalp iledir ve yaşamında iyi insan olmanın davranışlarıyla göstergesidir.

 

Hakikat yoluna adım atmak için tövbe şarttır.

 

Tövbesine uyan kişi, târîkatla tanıştırılır.

 

Sonraki kapı târikattır.

 

TÂRİKAT:

 

Târikat yol demektir.

 

Târikat; Nâkşilik, Rûfâîlik, Mevlevilik, Uşâkîlik, Kâdirîlik gibi adlarla adlandırılan toplumun bildiği yollar değildir.

 

Her varlık bir sırâttır, bir târikattır.

 

Yani her varlık hakikate götüren, hakikati gösteren bir yoldur.

Varlığı incelemek, varlığın kendisindeki sonsuz delillerle hakikati anlamanın yolu târikattır.

 

Târik, yol demektir.

Sırât, yolların birleştiği yol demektir.

Şûrâ Sûresi 53: Sırâtıllâhillezî lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard e lâ ilâllâhi tesîrul umûr.

Meâli: Göklerde olan ve yerde olan ne varsa, her şey Allah’ın yoludur. Tüm varlıkta her an olan işleyiş Allah’a ait değil midir?

Lokman Sûresi:

1- Elif, Lâm, Mîm

2- Her varlık delilleriyle bir kitaptır. Tüm varlığa hâkim olana aittir.

3- Her varlık hakikate bir rehberdir. Tüm içtenliğiyle Hakk’a bağlı olanlar için bir rahmettir.

 

Varlığı inceleyen, varlığın içindeki delillerle varoluşu anlar ve oradan var edeni anlamaya çalışır.

Her varlığı bir kitap bilmek, varlıktaki sonsuz işaretleri okumak, hakikate yol almaktır.

 

Sonraki kapı mârifettir:

 

MÂRİFET:

 

Mârifet: Ârif olmak demektir.

Varlıktaki varoluşa ait olan nitelikleri anlamak, idrak etmek mârifet makamıdır.

Yani varlığın hakikatine ulaşmak, varlıktaki işleyişi, varlıktaki nitelikleri, varlığın tutan ûlvî gücü anlamak, mârifet makamıdır.

Yani varlığın hakikatine ârif olma makamıdır.

 

Ârif odur ki;

Zikir sırrına, varlıktaki işleyiş sırrına, varlıktaki sıfatların sırrına, varlığı tutan Zât sırrına şahit olmuştur.

O bilir ki; varlıktan her an işleyen, varlıktan her an sıfatlarıyla tecelli eden, her varlığı zâtı ile tutan Allah’tır.

 

Ârif kimse; kendindeki fiili varlıktaki fiile mirât edinir.

Sıfatları sıfata, zâtı zâta mirât edinir.

Cümle nazar ettiği varlıkta varlığın sahibine teslim olur.

İbrâhîm makamı olan”Ârafat” sırrı, “Mârifet” makamıdır.

 

Sonraki kapı hakikattir.

 

HAKİKAT:

Ruh sırrıdır.

Cümle varlığın geldiği kaynak rûh makamıdır.

Cümle varlık, üflenen rûhla tecelli etmiştir.

İşte bu üflenen rûhâ”Hakk”denir.

 

İşte,cümle varlıkta olan rûh, hakikattir.

Hallacı Mansur, bu makamın zevkiyle”Enel Hakk” demiştir.

 

Hakikat: Varlığın geldiği kaynak olan rûha ulaşmak o rûhta rûh olmak demektir.

Hakikat makamının zevkine ulaşmak, teni görmemek canı görmektir.

Kim gelirse gelsin, gelen Hakk’tır.

İşte farz olan, bu zevkten ayrılmamaktır.

 

Sonraki kapı şeriâttır.

ŞERİÂT:

 

Şeriât ise: Kâinatın ûlvî işleyişine ulaşmak, yani Muhammedî şuura ulaşmak, o şuuru yaşantısına geçirmek demektir.

Şeriât; Nûr makamıdır. Muhammed makamıdır.

Toplumdaki şeriât anlayışı, her inanç grubunun kendine göre emir ve yasakları şeriât diye bilinir.

Hep bizlere şeriâtı: Allah’ın emirleri ve yasakları diye öğrettiler.

Şeriâtın emirleri diyerek sunni inanca ait olan; namaz, oruç, hacc gibi ibadetleri sundular.

Bunlara uymayana şeriâtsız deyip saldırdılar, zulüm ettiler.

 

Casiye Sûresi 18: Summe cealnâke alâ şerîatin minel emri fettebi hâ ve lâ tettebi ehvâellezîne lâ yalemûn

 

Meâli18 : Sana kâinatın işleyişinin yüce düzenini sunduk. Artık ona tâbi ol ve sakın bilmeyen kimselerin hevalarına uyma.

 

İşte Şeriât;

Kâinatın ûlvî nizamıdır.

Varlığın açığa çıkışında ki yüce düzendir.

Varlıkta işleyişin yüce düzenidir.

Varlığın açığa çıkmasındaki ve varlığın sürüp gitmesindeki ûlvî nizamdır.

Muhammed Nûrudur şeriât.

Halkiyetin işleyişidir şeriât.

Halkta Hakk’ın işaretleridir şeriât.

Haktan halkın açığa çıkışıdır şeriât.

 

Şeriât makamının zevkinde olan, yaşantısını bu şuurda geçirir.

 

İşte şeriât, hakikatte son makamdır.

Hakikati anlayan, yaşantısını şeriât edebine göre düzenler.

Yani Muhammedî şuura göre yaşar.

 

KÂİNATIN NİZÂMIDIR ŞERİÂT

 

Cemâat tarikâtın, kanunları değildir,

Allah’ın varlıktaki, kanunudur şeriât.

Kulun yaptırımları, zorlaması değildir.

Allah’ın âlemdeki, nizâmıdır şeriât.

 

Zikriyle fiiliyle, sıfâtıyla zâtıyla

Allah’ın dört kanatlı, meleğidir şeriât.

Var olan her varlığın, enfüsü âfâkıyla,

Cümle bedenlerdeki, işleyiştir şeriât

 

Rûhdan olan doğuşun, sürüp giden devranın

Oluşan mevcûdatın, düzenidir şeriât.

Varlığı tutan Zâtın, varlıktaki sırların,

Hikmetine lütfûna, ulaşmaktır şeriât.

 

Kâinat kitabını, canlı Kur’ân bilmektir

Kur’ân ayetlerinin, mânâsıdır şeriât.

Ubudiyet sırrına, aşkla teslim olmaktır.

Muhammed’in mânâsı, makamıdır şeriât.

 

Ayrı gibi görünen, varlığı bir görmektir.

Cümle varlıkta biri, seyretmektir şeriât.

Sonsuz olan âlemin, sahibini bilmektir.

Allah’ın rızasına, ulaşmaktır şeriât.