HİCRET HAKİKATİ

Bir makamdan diğer bir makama

Bir bilgiden diğer bir bilgiye

Bir hâl den diğer bir hâle

Fenâ-dan Bekâ-ya

Ten şehrinden Can şehrine

Cehaletten İrfâniyete,

Kötülükten Rahmete

Bedenden, Ulvî Âleme olan yolculuğun adıdır “Hicret”

Kendi varlığından tüm âlemin sahibine yolculuk etmenin adıdır “Hicret”

 

Bekke-Mekke’den, Medine-Medeniyet şehrine yani vücud evini tanıma, kendini bilme, ıslah olma eğitiminden, medeni olma durumu olan kemâlât durumuna ulaşmanın adıdır “Hicret”

 

Bugünü, yani 11 eylül 2018 gününü, hicri yılın başlangıcı olarak kabul ederler.

Hazreti Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicret ettiği gün olarak kabul edilen bugünü “Hicr Yıl”ın başlangıcı olarak kabul ederler.

 

Halife Ömer’in halifeliği zamanında, bugün, hicretin gerçekleştiği gün olarak kabul edilmiştir.

Ve bundan dolayı bugün, hicrî takvimin başlangıcı sayılmıştır.

O günden beri de, Muharrem 1.günü hicrî takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

 

Yani bugünün böyle düzenlenmesinin Hazreti Muhammed’le bir alakası yoktur.

Hicri yıl, daha önce de kâmeri yıl adıyla adlandırılırdı.

 

Muharrem ayı, Hicrî yani kâmerî yılın birinci ayıdır.

Muharrem-Zilkade-Zilhicce ve Recep ayları, Hazreti Muhammed’den önce de kutsal olarak kabul edilirdi.

Bu aylar, müşrikler tarafından, Hazreti Muhammed zamanında ve öncesinde ve sonrasında kutsal aylar olarak bilinir.

 

Hatta müşrikler için bu aylar o kadar kutsaldır ki, en önemli kararlarını ve uygulamalarını bu ayların muhtelif günlerinde gerçekleştirirlerdi.

 

Bir örnek vermek gerekirse; Hazreti Muhammed’in soyundan gelen Hazreti Hüseyin ve onun ailesinden 72 kişi hicri 61’de Muharrem’in onuncu gününde (10 Ekim 680) kerbela’da yezidin ordusu tarafından şehit edilmişlerdir.

İsteyenler bu konuyu detayıyla araştırabilirler.

 

Biz yine Hicret’i anlam olarak araştırdığımızda:

 

Hicret kelime olarak; göç etmek, bir yerden bir yere gitmek, yönelmek, cehaletten irfâniyete geçmek, taşınmak, geçmek gibi anlamlar içerir.

 

Hicr, Hicret, Hacer, Hicran, Hacc, Hacir, Muhacir, Hoca yani Hacı yani öğretmen hep aynı kökten gelen kelimelerdir.

 

Hicr Sûresi 80: …..ashâbul hıcr…..

Meâli: Hicr halkı….

 

Ankebut 26: ….. innî muhâcirun……

Meâli:…. Muhakkak ki ben Rabbime yöneleceğim…..

 

Hacc Sûresi 58: Vellezîne hâcerû fî sebîlillâhi……

Allah’ın hakikatlerinin arayışında yol alan kimseler……

 

Nahl Sûresi 41: Vellezîne hâcerû fillâhi min badi mâ zulimû…..

Meâli: Zalimliklerini bıraktıktan sonra, Allah’ı anlamak için bir arayışta olanlar

Kur’ân’da “Hicr Kavmi” geçer

 

Hicr kavmi yani taşları yontan kavim.

 

Hicr kavminden maksat, kişinin kendi içinde olan tüm taşlaşmış, kin, nefret, öfke, kavga, kibir, hakir görme, gibi kişiyi esir alan duyguların yontulması, toz haline getirilmesidir.

Kişi içindeki kötülü halleri yok etmeden, ten şehrinden can şehrine hicret edemez.

 

Hacer kelimesi de buradan gelir.

Hacer: Taş, siyah taş, taş yontucu, gibi anlamlara gelir.

Kişi “Hacer” olmadan kendi içindeki onun gönlünü karartan tüm taşlaşmış duyguları, halleri parçalayıp yok etmeden “Hicret”i yapamaz

 

Kişinin ten şehrinden can şehrine hicret edebilmesi için, tüm fena hallerini”Hacer” olup yontmalıdır, yani yok etmelidir.

 

Hacer olan kişi Hicret eder, Hicret eden kişi Hacc eder, Hacc eden kişi artık kâmil olmuştur ve Hocalık eder yani öğretmenlik eder.

Bunların hepsi, sâliğin, seyrî sûluk yoludur.

 

Kişinin kendi varlığından geçip yani Fenâ-Fiilâh olup Bekâ mülküne ermesi, ancak kişinin Hicret etmesi ile mümkündür.

 

Hacer den Hicret’e, Hicret’ten Hacc’a olan tekâmül yolculuğunun her adımı Hicrettir.

 

Kişi, taşlaşmış duyguları yani kendine ve çevresine zarar veren tüm duyguları, bilmişlikleri, halleri, yontmadan, eritmeden, kesmeden, yok etmeden “Hacer” olamaz.

Hacer olmayan”Hicret” edemez.

Hicret edemeyen”Muhacir” olamaz.

 

İşte Hicret, kişinin tekâmül yolculuğudur.

 

Bir ilmin içinde nice bilgiler vardır

Bir bilgiden diğer bir bilgiye adım atmanın adı da Hicret’tir.

 

İşte mânâda Hicret; şehir olarak Mekke’den Medine’ye gitmenin adı değil, beden şehrinde Kâbe’yi bulmanın, kendini bilmenin, ıslah olmanın, sahibine teslim olmanın ve oradan kemâlâta ulaşmanın adıdır “Hicret”

Yani beden Mekke’sinden gönül Medine’sine varmanın adıdır.

Yani kendini bilerek, medeniyete ulaşmanın adıdır.

 

İşte Hicret;

Hakk yolunda yolculuğun,

Kendi bedenin de, enfûsî yolculuğunun,

Tüm kötü hallerden iyi hallere geçmenin,

Cehaletten İrfâniyete,

Kötülükten Rahmete

Bedenden, Ulvî Âleme olan yolculuğun mânâsıdır..

 

Güneş, ay, yıldızlar her an hicret etmekte.

Kâinat her an hicret etmekte.

Varlık her an, bir hâlden bir hâle hicret etmekte.

Tüm kâinat aslına dönmek için her an hicret etmekte.

 

Peki ya bizler?

Bilgide, irfaniyette, hâlde, edepte, ahlakta, yaşam davranışlarımızda hicret edebiliyor muyuz?

Yan komşumuzun sıkıntısı varken, onun sıkıntısını çözmek için ona hicret edebiliyor muyuz?

 

Hicret, “İnsan olma” yolculuğun adıdır.