HADES’TEN TAHARET- NECASET’TEN TAHARET

Namazın şartı diye bilinen; hadesten ve necasetten taharet nedir?

Temizlik; vücudumuz dışını mı yani ten yönünü ve giydiğimiz elbise yönünü mü temizlemektir?

Yoksa vücudumuzun içini mi yani aklımızı, gönlümüzü ve hallerimizi mi temizlemektir?

Hades’ten taharet: Görünmeyen pislikleri temizlemek.
Kişinin vücudunun dışını temizlemek diye bilinir.
Yani cenâbet olan kişinin gusül abdesti alması şarttır diye bilinir.

(Cenâb: Bütün her yer demektir.
Cenâb-ı Allah kelimesi de buradan gelir.
Cenâb-ı Allah; bedenin sahibi, bütün her yerin sahibi, her yerde olan, her yeri saran Allah demektir.

Cenâbet ise: Bedenin sahibi olan Allah şuurundan kopmak demektir.
Kişi Allah’a ait olan vücuda” bu vücud benim” derse o kişi cenâbet olur yani cünüb olur.
Yani Allah’a ait olanı kendine nisbet etmek cenâbet halidir.
Cenâbetten kurtulmak, kendine nisbet ettiği vücudu Hakk’a teslim etmektir, fenâ fillah sırrıdır.)

Necaset’ten taharet: Görünen pislikler.
Kişinin dış elbisesini, namaz kılacağı ortamı pisliklerden temizlemesi diye bilinir.

HADES: “Hads” “Hadis” “Hadise-olay” aynı anlamlara gelir.
Hades: Söz, olay, olanlar, yenilenmek, kirlilik, mânânın söz boyutu. sözde kalmak, olayda kalmak, sözlerinde batıl olan,

Hades’ten taharet: Anlıyoruz ki; bâtıl olan düşüncelerden, zanlardan, sözlerden, temizlenme durumu.

Yani kişinin aklını; tüm ayrımcılık meydana getiren bâtıl olan düşüncelerden temizlemek.

Kişinin dilinden temiz kelimelerin akması, ancak aklını temizlemekle mümkündür.

Kişi söylediği sözlerde hep bâtıl olanı aktarıyorsa, hep ikilik ifadelerini aktarıyorsa, hep zulüm getirecek ifadeler aktarıyorsa, istediği kadar suyla vücudunun dışını yıkasın hades’ten taharet yapmamış demektir.

NECİS: Kirlilik, pis, zarar, kötülük meydana getiren, hâli kirli olan, hâli zararlı olan, eylemleri zararlı olan.

Necaset’ten taharet: Görünen pislik demekle anlıyoruz ki; kişinin kötülük içinde olan tüm hâl ve davranışlarını temizlemesidir.

Kişinin elbisesinden maksat, kişinin hâlidir, amelidir.

Kişinin hâlinin, amelinin temiz olması için, önce aklını temizlemelidir.

Yani hades’ten taharet yapmalıdır

Yani aklını bâtıl şeylerden, ayrımcılıktan, fitnelikten, gururdan, kibirden, kendini üstün görmekten, birilerini küçük görmekten, zarar verecek her türlü düşünceden, benlikten temizleme durumu necaset’ten taharettir.

Hades’ten taharet yapanın, necasetten tahareti olur.
Yani aklını temizliyenin hâli de temiz olur.

Aklı ve hâli kirlilik içinde olan istediği kadar suyla temizlensin temizlenmiş sayılmaz.

Amaç vücudun dışını değil, vücudun içini yani aklını, gönlünü temizlemektir.

Hacc Sûresi: 29- “Sonra da cehaletin kirliliğinden geçerek temizlenmeyi tamamlasınlar”…..

Meryem Sûresi 13- “Bize ait olan sevgiyi ve firasetle temizlenmeyi ve fenalardan sakınmayı, ortak koşmamayı anladı.”

Sad Sûresi 33- “O kendi cehaletini bırakıp aslına döndü, böylece temizlenmeye başladı. Yönünü başka hiçbir yere döndürmeden yüce olana döndü.”

Anlıyoruz ki hadesten ve necasetten taharet; suyla olan temizlik değildir.
Hadesten ve necasetten taharet; hakikatleri anlamakla, kişinin özüne dönmekle, kişinin aslını anlamakla olan, ilmi, irfâni, edebi olan temizliktir

Suyla ancak kişinin teni ve elbisesi yani dış yönü temiz olur.

İlim, irfân, edeple kişinin aklı ve hâli yani için yüzü temiz olur.

İçi temiz olmayanın dışı temiz olamaz.

Gönlü temiz olmayanın hâli temiz olamaz.

Abdest hakikati, suyla vücudun dışını yıkamak değil, ilim, irfan, edep, Allah aşkıyla vücudun içini yıkmaktır.

Suyla bin kez vücudumuzun dışını yıkasak, aklımızı, gönlümüzü, halimizi, temizlemediğimiz müddetçe abdest almış sayılmayız.