TEMİZLEYİN ARTIK

Yabancı ülkeler bize, bizim söylediklerimizle, kitaplardaki bilgilerimizle vuruyorlar.

Onlar bizi, bizimle vuruyorlar.
Onlar bizi, din adına bildiklerimizle, din adına yaptıklarımızla vuruyorlar.

Din diyerek, Hazreti Muhammed’in hayatı diyerek, İslâm diyerek, Kur’ân çevrimi diyerek, bizim kendi anlattıklarımızla, bize ait olan yazılan kitaplardaki aktardığımız bilgileri örnek göstererek, bize vuruyorlar.

Hazreti Muhammed’e, pedofili, kadın düşkünü, sapık diye iftira atarak, İslâm terör dinidir, Müslüman teröristtir, onların Kur’ân’larında şunlar şunlar yazıyor diyerek, bize, bizim söylediğimiz bilgilerle vuruyorlar.

Hatta bunları kendi ülkelerinin çocuklarına okullarında öğretiyorlar, kitaplarına yazıyorlar, müfredatlarına alıyorlar, kamu binalarına afişlerle asıyorlar, dergilerine kapak yapıyorlar, dergilerinde yazıyorlar.

Gelin öncelikle çuvaldızı kendimize batıralım.
Gelin hemen öfkelenmeyelim.

Gelin, din diye bildiğimizi, İslâm diye bildiğimizi, Kur’ân çevrimi diye okuduğumuzu, Hazreti Muhammed’in hayatı diye bize anlatılanları tekrar tekrar gözden geçirelim.

Bize bizim anlattıklarımızla, kitaplarımızla vurmalarına izin vermeyelim.

Gelin, Hazreti Muhammed’e atılan iftiraları temizleyin artık.

Gelin, onun hakkında aslı olmayan şeylerin söylemlerini temizleyin artık.

Gelin, İslam diye anlattığınız bilgileri temizleyin artık.

Gelin, Kur’ân çevrimi diyerek yapılan meâlleri tekrar tekrar gözden geçirin artık.

Kur’ân çevrimlerinde, doğru olmayan çevrimlerle Hazreti Muhammed’e atılan iftiraları, İslâm’a atılan iftiraları doğru çevrim yaparak temizleyin artık.

Din adına anlatılan hurafeleri temizleyin artık.

Bu temizliğe öncelikle kendimizden başlayalım, aklımızdan başlayalım

Yabancı ülkeler, Hazreti Muhammed’e her türlü iftiraları atarken, bilin ki bizim anlattıklarımızla, kitaplarımızdaki yazılan bilgilerle bize vuruyorlar.

Güya hadis diye söylediklerimizle, din diye anlattıklarımızla, Kur’ân meâli diye çevrimlerimizle bize vuruyorlar.

Önce, aslı olmayan kendi bildiklerimizi temizleyelim.
Hazreti Muhammed’e, bilmeden de olsa, önce biz iftira atmayı bırakalım.

Hazreti Muhammed hakkında aktarılan bilgilerin, aslı var mı yok mu diye düşünelim, o iftiraları biz aktarmayalım.

Gönlü rahmet dolu, şefkat dolu, tevazu dolu, ilim dolu, yardım severlik dolu, o güzel insana atılan iftiraları temizleyelim artık.

“Komşun aç iken tok yatma, kadın da insandır, kızları zorla evlendirmeyin, öldürmeyin, zulüm etmeyin, hayvanlara zulüm etmeyin, yardımlaşın, paylaşın, ilim öğrenin, okuyun, üretin, çalışkan olun” gibi güzel öğütleri veren o güzel insanı iyi anlayalım.

Gelin doğruları öğrenelim.
Bizi, bizimle vurmalarına izin vermeyelim.
Gelin, din diye öğrendiğimiz aslı olmayan bilgileri temizleyelim.

Öncelikle kendi aklımızı temizleyelim, Hazreti Muhammed’i dosdoğru öğrenelim.

Kur’ân çevrimini dosdoğru yapalım.

Yabancı ülkeler bize; anlattığımız söylemleri ve eserlerde yazılı olanlar bilgileri, delil göstererek vuruyorlar.

Öncelikle aşağıda yazdıklarımız için, içimiz yanarak yazıyoruz.

Hazreti Muhammed ve ona yapılan iftiraları aynı cümle içinde yazmaktan utanarak yazıyoruz ve okuyucunun içine rahatsızlık verdiğimizden dolayı özür diliyoruz.

Bizler, nelere inanıyoruz ve neleri bilgi olarak aktarıyoruz gelin bir inceleyelim:

Yok, Hazreti Muhammed’in okuma yazması yoktu. Ki bununla ilgili tarihsel hiçbir kayıt yoktur, bunu sadece Müslüman’ım diyenler söylüyor.

Yok, kendisi 25 yaşında idi, zengin bir kadın olan 40 yaşında Hatice’yle evlendi. Ki düşünmeliyiz sıcak ülke olan Arabistan’da kadının menopoz yaşı ortalama 40’dır. 40 yaşından sonra Hatice 6 çocuk doğurdu denir ve toplum buna inanır.

Yok, Hazreti Muhammed, 6 yaşında Ayşe’yi aldı.

Yok, Hazreti Muhammed’in 9, 11, 19, 23 karısı vardı, her birini her gece dolaşıyordu.

Yok, Hazreti Muhammed kadın düşkünü idi, bir gecede …..defa cinsel ilişkiye giriyordu.

Yok, Hazreti Muhammed evlatlığının eşine göz dikti, onu boşattı kendi aldı.

Yok, Hazreti Muhammed, çevresinde beğendiği kadınlara göz dikiyordu, ayet geldi deyip onları boşatıyor kendi alıyordu.

Yok, Hazreti Muhammed esirlerin kafalarını kestirdi, gözlerini oydurdu, işkenceler yaptırdı.

Buhari’den hadis diye alınan alıntılar:
Muhammed, yakalananların ellerini, ayaklarını kestirir; gözlerini oydurur ve Harre denen (son derece sıcak) yere attırır. Adamlar sızlanırlar, su isterler. Su verilmez. Adamlar taşları kemirirler ve sonunda ölürler.
Buhari 7 yerde ve 9 yoldan aktarıp yazdığı sözde bu hadis için;
Bakınız: Buhari, es-Sahih, Kitabu’z-Zekat/68. Tecrid, hadis no: 172.
Müslim, e’s-Sahih, Kitabu’l-Kesame/9-14 hadis no: 1671.
Ebu Davud, Sünen, Ki-tabu’l-Hudud/3, hadis no: 4369

gibi onlarca atılmış iftiraya, öncelikle kendimiz inanırsa ve bilgi olarak aktırırsak, elbette bize bizim söylemlerimizle bize vururlar, Hazreti Muhammed’e vururlar, İslâm’a vururlar

Kur’ân çevrimlerimizle bize vurdular:

Yok, kadını dövebilirsin. ( Nisâ Sûresi 34)

Yok, memeleri yeni çıkmış sayısız kızlar verilecek (Nebe Sûresi 33)

Yok, evlatlığının karısını boşattı, kendisi aldı (Ahzab Sûresi 37)

Yok, müşrikleri nerede görürseniz öldürün (Tevbe Sûresi 5)

Yok, Allah’a iman etmeyenleri öldürün, bu çevrime bağlı olarak namaz kılmayanları öldürün (Tevbe Sûresi 29)

Yok, Yahudileri, Hıristiyanları dost edinmeyin( Mâide Sûresi 51). Ki bu ayette Yahudi ve Hıristiyan kelimesi yoktur)

Yok, dullar, bakireler verilecek (Tahrîm Sûresi 5)

Yok, kadını istediğinde boşayabilirsin ” kadınları boşamak istediğiniz zaman” ( Talâk Süresi)

Düşünün ki ne acıdır, kadını boşatmak için bir sûre gönderen bir Tanrı’ya inanıyoruz. Ki asla böyle değil.

İslâm dünyası, yüzyıllarca kadını insan yerine koymadı, nüfus kağıdı bile vermedi, erkeğe boşama hakkı verdi, kadına vermedi, 3 talakla boşamak erkeğe mahsus kılındı kadın eşya yerine kondu.

Hazreti Muhammed “kadın erkek eşittir” dediğinde, o gün de kabul etmediler, bugün de kabul etmiyorlar.

Atatürk, kadına seçme seçilme hakkı tanımaya çalıştığı o dönemde, meclis ayağa kalktı, kadının ruhu yok diye söylemler ortaya çıktı.

Yok, Hazreti Muhammed’e tüm kadınlar helaldir, akrabaları dahil istediğini alabilir (Ahzâb Sûresi 50)

Yok, hırsızların ellerini kesin (Mâide Sûresi 38)

Yok, “cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir” (Mâide Sûresi 33)

Yok, zina yapan kadını taşlayın, erkeğe yüz değnek vurun, yani öldürün (Nûr Sûresi 2).

Yok, onları sen öldürmedin Allah öldürdü (Enfâl Sûresi 17). (Ki Kur’ân’ın başka bir yerinde bir kişiyi öldüren tüm insanları öldürmüş gibi olur, çevrimi de vardır)

Ve onlarca örnek….

Bizimle bizi vurdular.
Kendi anlattığımız bilgilerle, bizimle alay ettiler.

Cemaatlerde, tarikatlarda insanların beyinlerine aslı olmayan bilgileri aktardık ve insanlarda bunlara inandı ve her yerde aslı varmış gibi anlattılar.

Hazreti Muhammed ile ilgili neler anlattık, aslı var mı yok mu diye düşünmeden aktardık.
Ve bizi, anlattıklarımızla vurdular.

Nelere inandık, neleri aslı varmış gibi aktardık.

Yok, Hazreti Muhammed, Ayşe ile 6, ya da 9 yaşında evlendi, gerdeğe girdi, dedik.

İşte o zaman yabancı ülkeler, Hazreti Muhammed’e pedofili deme iftirasını atarlar, biz kendi dilimizle Hazreti Muhammed’e böyle denmesine kapı açtık

İbn-i İshak- Müslim- İbn-i Sad- İbn-i Hişam- Kasım Şulu vs den aktarılan iftiraları, güya delil göstererek, ille de Ayşe ile 6, 9 yaşında evlendi diye ispat etmeye çalıştık.

Oysa Hazreti Muhammed, Ayşe’yi o yaşlarda, cariye durumuna düşmekten kurtarmanın yolu olan “koruyucu aile” olarak ailesine aldı, yatağına değil.

Çünkü o dönemde, kadın bir eşya olarak görülür, alınıp satılan bir mal gibi davranılırdı.

Kocası tarafından boşanan kadın, savaşta kocası ölen kadın, nişanı bozulan kız çocukları, cariye durumuna düşerdi ve cariye olarak alınıp satılabilirdi.

Ayşe’de nişanlı idi, Hazreti Ebu Bekir Hazreti Muhammed’i destekleyince, Ayşe’nin nişanı bozuldu ve cariye durumuna düştü, Hazreti Muhammed’de onu koruyucu aile olarak ailesine kattı.
Çünkü cariyelikten kurtulmanın tek yolu, bir aileye katılmaktı.
…..
Eğer biz, cemaatlerde tarikatlarda, camilerde, topluma aslı olmayan şeyler öğretirsek, elbette bize, bizim söylemlerimizle vurmaya devam edecekler.

Elbette bunlara, öncelikle kendimiz inanır ve aktarırsak, elbette yabancılar Hazreti Muhammed’e pedofili idi, sapıktı, İslâm terör dinidir, Müslümanlar teröristtir demeye devam edeceklerdir.

Din adına neler anlattık.

Yok, Hazreti İbrâhîm oğlunu Tanrı’ya kurban etmiş, yok bıçak kesmemiş, hangi bıçak ufacık çocuğu kesmez, bir kere sünnetullaha ters, bıçak keser.

Hazreti İbrâhîm o gün çok büyük bir inkilâb yaparak, çocukların Tanrı’ya kurban edilmesinin önüne geçti.

Çünkü o günün toplumu, Tanrılara masum çocukları kurban ediyorlardı.
Hazreti İbrâhîm “artık Tanrılar çocuk kurban etmenizi istemiyorlar” dedi.
Toplum da o zaman, “biz tanrılara ne kurban edeceğiz” dediklerinde, onlara koyun göstererek” bunu kurban edecekmiş siniz, Tanrılar artık böyle istiyor” diyerek, masum çocukların öldürülmesinin önüne geçti.

Hazreti İbrâhim’in yaptığı masumları korumaktı.

Ki “kurban” kelimesi,” kurb” kelimesinden gelir, hayvan kesmek değil, tüm varlığın birbiriyle yakınlığını anlamaktır.

Yok, Nûh gemi yapmış, yeryüzünde olan tüm canlıların erkek ve dişilerini o gemiye almış.

O gemi insanın kendi vücududur, yeryüzünde olan tüm canlıların eril ve dişil boyutu insan vücudunda vardır.

Yok, Yûnus’u balık yutmuş, 40 gün balığın karnında kalmış, ama Yûnus ölmemiş, 40 gün sonra çırılçıplak kıyıya atılmış.
Ki bu anlatılan, kişi bir gönüle düştüğünde, kendini bilme eğitiminden geçtiğinde, kendi vücudunu tutan Allah’a teslim olarak varlığından geçer, hakikatine işaret eder.

Gibi onlarca anlatılanın aslı nedir demedik, olduğu gibi inandık, anlatılanların içinde ne remizler var hiç düşünmedik.

İbrâhîm’i ateşe attırdık,
İsâ’yı göğe çıkardık 4 ölüyü diriltik,
Mûsâ’ya nil’i yardırdık,
Muhammed’e ayı ikiye böldürdük,
Eyyüb’ün her yerini kurtlarla sardırdık, ayağını yere vurdurup akan suyla vücudunu yıkattık, tertemiz yaptırdık.
Bu anlatılanların hikmetini hiç anlamadık, olduğu gibi inandık, aslına hiç ulaşmadık.

Lütfen düşünelim, aslını bilmeden nelere inandık.
Hiç şahit olmadan, aslı varmış gibi neleri anlattık.

Lütfen düşünelim, bilmeden de olsa Hazreti Muhammed’e atılan iftiralara, nasıl inandık ve bunları aktardık.

Lütfen düşünün, bu iftiraları kim bilgi diye aklımıza soktu.

Hazreti Muhammed’e bu iftiraları o dönem kim attı ve kitaplara yazdı.

Ve biz bunlara inanmakla ve topluma aktarmakla, Hazreti Muhammed’e, Kur’ân’a, Allah’a en büyük hainliği yapmış olmuyor muyuz?

Gelin temizliğe kendi bildiklerimizden başlayalım.

Gelin başka ülkelere kızmadan önce, kendimizi muhasebe edelim.

Gelin, din diye inandığımız şeyleri gözden geçirelim.

Gelin, Hazreti Muhammed’e atılan iftiraları önce aklımızdan temizleyelim.

Gelin Hazreti Muhammed’i iyi tanıyalım, Kur’an’ı tekrar tekrar düşünelim.

Gelin İslâm’ın hakikatine ulaşalım.

Gelin, temizliğe önce kendi aklımızdan, hallerimizden başlayalım.

Gelin temizlik vakti geldi artık.