KUR’ÂN’DAN MESAJLAR

Kur’ân geçmişten ve gelecekten mesajlar sunan ulvî bir kitaptır.

Kur’ân; Evren’in varoluşu, Evren’in işleyişi, Evren’in sonu ve yeni yeni evrenlere olan akış ile ilgili muhteşem sırlar barındırır.

İnsanın gelecekte neleri keşfedeceği ile ilgili muhteşem mesajlar sunar.

İşte bunlardan biri “Hayat taşıyan ışık” sırrıdır.

Tarık Sûresi 3: “El necm, El sâkıb.”

Meâli: “Sonsuzluğa akıp giden içinde hayat taşıyan ışık.”

El Necm : Yıldız, zulmeti delen ışık, aydınlık, ışık, nur,
El Sâkıb : Delip geçen ışık, sonsuzluğa akıp giden, hayat taşıyan

Işığın içinde hayat taşınması ne olabilir?

İnsanoğlu şuan uzaya sadece sinyaller ve uzay araçları gönderebiliyor.

Peki gelecekte insanoğlu, neleri keşfedecek olabilir?

İnsanoğlu gelecekte, ışık içinde hayat formları olan, hayata dönüşecek gözle görülemeyen ışık tohumları olan yazılımları, Uzay’a ışığın içinde gönderebilir mi?

Tarık Sûresi buna işaret ediyor olabilir mi?

Bir ışık düşünelim, içinde hayat taşıyan tohum yazılımları olsun.
Uzaya gönderilen ışık ile, bu tohumlar ışığın içinde taşınıyor olsun.
Ve ışık, uzayda uygun bir yıldız bulduğu zaman, oraya tohumları ekiyor olsun.
Bunlar olabilir mi?

Elbette olabilir.

Tüm Evren, akıp gelen bir ışığın içindeki hayat taşıyan yazılımdan oluşmadı mı?
Her şey ışıkla taşınmadı mı?
Işığın içinde olan bir özden her şey filizlenmedi mi?

Tarık Sûresi ilk 3 ayet bu hakikate işaret etmiyor mu?

1- Ulvî Âlem ve ondan yansıyan nura.
2- İdrak ettin mi o güçlü nurun ne olduğunu?
3- Sonsuzluğa akıp giden içinde hayat taşıyan o ışığı.

İnsanoğlu, ışığın içinde hayat taşımayı mutlaka bir gün keşfedecek.
Mutlaka uzaya hayat formları gönderebilecek.
Bu insan yazılımı olan, insan tohumu da olabilecek.

Işığı bir tren gibi düşünelim.
Işığın içinde trenin vagonlarını düşünelim.
Her bir vagonun içinde, bitkisel, hayvansal, insansal yaşam formlarının taşındığını düşünelim.

İşte eğer ışık treninin içine yaşam formlarını yerleştirmeyi öğrenebilirsek, ışıkla o yazılımları taşıtabilir, uzayın derinliklerine gönderebiliriz.

İnsan beden olarak ışık hızıyla yolculuk yapamaz.

Ama insan vücudunun tüm özeliklerin yazılımı, ışıkla taşınabilir.
Ve bu yazılımlar, bedenlere dönüşebilir.

İnsan geçmişe de geleceğe de yolculuk yapabilir.
Ama bu yolculuk kişinin beden boyutuyla değil, sırlara ulaşma boyutuyla olabilir.
Bu boyutta ancak ışık yoluyla olabilir.

Bilgelerin “Tayy-i Mekân, Tayy-i Zaman” dedikleri bu olabilir mi?

İnsan önce kendi vücudunu keşfetmelidir.
Okunacak olan kitabın kendi vücud kitabı olduğunu bilmelidir.

Aslında insan vücudu, yoğunlaşmış bir enerji boyutudur.
Yoğunlaşmış enerji boyutuna Madde “diyoruz”.
Madde, enerjinin tüm sırlarını içinde taşır.

İnsan vücudu da, ışık boyutudur.
İnsan vücudu, Evren kitabıdır.
İnsan vücudu, Evren’in yazılımı olan “Levh-i mahfûz” boyutudur.
İnsan vücudu, Evren’in tüm sırlarını, varoluşun tüm sırlarını ve gelecekle ilgili tüm sırları içinde barındırır.
Yani insan vücudu, sonsuz kitaplardan oluşan bir kütüphanedir.

İnsan vücudu, kâinatın varoluşuna dair bilgilerin ve bitki, hayvan, insan sırlarının bilgilerinin bulunduğu canlı bir kütüphanedir.

Aslında tüm evren ışığın içinde akıp giden bir madde boyutudur.

İnsan vücudu,”Tayy-i Mekân, Tayy-i Zaman” yolculuğu yapabileceği bir Evren’dir.

İnsan öncelikle kendi vücudunda, içsel bir yolculuk yapabilme sırrına erebilmelidir.

İnsan vücudu zamanda yolculuk yapan bir tren gibidir.
O trenin vagonlarında, yaşamın tüm sırları vardır.

İnsan vücudu, bitkisel, hayvansal, insansal tüm sırları içinde barındırır.

En büyük keşif, “İçsel yolculuk” keşfidir.

Işık kendi içinde foton denen vagonlardan oluşur.
Bu fotonlar yaşamın kendini taşırlar, maddeye dönecek olan yapıları taşırlar.

Yani yukarıda belirttiğimiz gibi ışık bir tren ise, fotonları vagonlardır.

Işık her şeyi vagonları ile taşır.

Işığın saniyede hızı 300 000 km dir.
İnsanın vücudu, bir beden olarak saniyede 300.000 km hızla gidemez.

Ama ne hikmet ki, insanın beden formu ışığın içinden süzülüp gelir.

O zaman insanoğlu, fotonlarla taşınma sırrını çözebilirse, uzayın derinliklerine, ışığın içinde yaşam formları gönderebilir.

Allah’ın sünnettullah boyutlarından bir olan Fizik kanunları muhteşem sırlar içerir.

Işık, Matematiksel bir hesap ile akar.
Işığın içinde Kimyasal ve Biyolojik boyut, ışık hızıyla taşınır.

Işığın kendi sünnettullah boyutu Fiziktir.

Işığın içindeki maddesel boyut, aslında o da ışıktır.

Bu boyut, bir ortam oluşturur ve o ortamda maddeye dönüşür.

İnsan 3 cevheri iç içe taşır.

Biri beden boyutudur.
Diğeri cân boyutudır.
Diğeri ise akıl boyutudur.

Beden kendi içinde sonsuz boyutlar taşır.
Cân ise kendi içinde, ulvî boyutlar taşır
Akıl, insana bunları çözebilecek ışıksal bir boyut olarak sunulmuştur.

İnsanoğlu gün gelecek, ışık ile yaşam formlarını taşımayı mutlaka keşfedecektir.

Kur’ân, kelimelerin özünde nice sırları bizlere sunuyor.

Yeter ki bakalım, görelim, okuyalım.

Kur’ân başından sonuna derinliklerinde muhteşem sırlar sunar.

TÂRIK SÛRESİ

1- Ulvî Âlem ve ondan yansıyan nura.
2- İdrak ettin mi o güçlü nurun ne olduğunu?
3- Sonsuzluğa akıp giden içinde hayat taşıyan o ışığı.
4- Bütün nefisler onunla korunur.
5- İnsan, yaratılışının inceliklerini değerlendirmek üzere baksın.
6- Dökülen bir meniyle birleşen yumurtadan yaratıldı.
7- Sağlam kemikler arasından dışarı çıktı.
8- Muhakkak ki o aslı olan kudret sahibine dönecek.
9- İnsanın bilemediği hakikatler tüm varlıktan her an sergilenir.
10- Onun kendine ait bir gücü yoktur ve üstünlüğü de yoktur.
11- Kendi özü Ulvî Âlem’e döner.
12- Topraktan gelen bedeni toprağa gider.
13- Doğrusu bu elbette daha önceden verilmiş bir hükümdür.
14- Bunlar anlamsız sözler değildir.
15- 16- Doğrusu çeşitli kötülüklerde kalanlar kendilerini aldattılar ve sonlarını bilemeyip aldandılar.
17- Öyle ki yine de hakikatleri görmemezlikten gelip örtenlerin, hakikatleri anlamaları için az da olsa zamanları vardır.