HAZRETİ MUHAMMED

HAZRETİ MUHAMMED Hazreti Muhammed kimdir? O’nu nasıl layıkıyla anlarız? O’nun insanlara çağrısı neydi? O’nun amacı, maksadı, gayreti neydi? Onun sevgisi, aşkı, tevekkülü, teslimiyeti nasıldı? O’nu anlatmaya elbette kelimeler yetmez. O’nu kısaca, anlayabildiğimiz kadarıyla anlatmaya çalışalım. Hazreti Muhammed, Hazreti İbrâhim ve oğlu Hazreti İsmâil’in soyundan gelir. 20 Nisan (12 Rebiyülevvel) 571’ de Mekke’de doğduğu bildirilir. Babası…

KUR’ÂN’DA FÂHİŞE KAVRAMI

KUR’ÂN’DA FÂHİŞE KAVRAMI Toplumda “fâhişe” denildiği zaman, insanların akıllarına hemen kadın gelir. Fâhişelik kavramı kadına yapıştırılır. Toplumda fâhişelik kavramı, kadınların erkeklerle para karşılığı ilişkiye girmesi diye bilinir. Oysa Kur’ân’da bu kavram toplumun kullandığı anlamda değildir. Fahişe kavramı, kadın ile ilgili değildir. Fâhişe, kadına takılan bir lakap değildir. Fâhişeden maksat, kadın değildir. Fâhişe; ahlâksız, hayâsız, erkeklerle…

SOR KENDİNE BEN MÜSLÜMAN MIYIM

SOR KENDİNE BEN MÜSLÜMAN MIYIM Kendimizi Müslüman ilan ettik. Hep çevremize “Elhamdulillah Müslümanım” dedik. Dil ile söylemek yeterli sandık. Kelimeyi şehadet getirmek, namaz kılmak, oruç tutmak yeterli sandık. Kur’ân’da tarif edilen Müslümanlığı anlamadık. Sadece adette kaldık, ülkemize İslâm ülkesi dedik, bu ülkede doğduk diye kendimizi Müslüman kabul ettik. Oysa Müslüman olmak, kolay değildi. “Elhamdulillah Müslümanım”…

29 EKİM NEDİR

29 EKİM NEDİR O gün başka bir gündü. O gün Güneş başka bir türlü doğdu. O gün Gökyüzü başka bir haldeydi. O gün toprak başka bir iştahlıydı. O gün horozlar başka bir türlü öttü. O gün çiçekler başka bir türlü açtı. O gün inekler, koyunlar başka bir türlü sütünü sundu. O gün nehirler başka bir…

YARDIMLAŞMAK

YARDIMLAŞMAK Bir bak çevrene, her şey senin yaşaman için sana yardım ediyor. Aldığın nefesi bir düşün! Hava, senin nefes alman için sana yardım ediyor. Ağaçlar sana oksijen sunuyor. Ağaçlar sana meyve sunuyor, bitkiler senin için gıda sunuyor. Su, senin bedeninin dörtte üçünü oluşturuyor. Su, senin yaşaman için sana akıyor. Gökten yağan yağmur, toprak için rahmet…

KÖTÜLÜK ETME

KÖTÜLÜK ETME Hiç kimseye zerre kadar kötülük etme. Hiç kimsenin hakkını yeme. Ettiğin her kötülük, seni azaba düşürecektir. Ettiğin her haksızlık, senin kendine ettigin bir kötülüktür. Furkan Sûresi 19: “Ve men yazlım minkum nuzıkhu azâben kebîrâ” Meâli: Kim, birine kötülük ederse, o büyük bir azabın içinde kalır.”   Hiç kimseyle alay etme. Hucurât Sûresi Kimsenin…

TENZİH- AYETEL KÜRSİ

TENZİH- AYETEL KÜRSİ O temizdir, paktır, kendine özeldir. O sıfatlarıyla tektir, Zâtıyla benzersizdir. O noksan sıfattan münezzehtir. O nezihtir, hiçbir şeye benzemez. Benzersizliğini yarattığı varlıkta gösterir. Hiçbir varlık sûret bakımından diğer bir varlığa aynısıyla benzemez. Su ağaca benzemez, ağaç taşa benzemez, taş kuşa benzemez, kuş insana benzemez, hiçbir insan diğer bir insana benzemez. Kudret O’nundur,…

TÖVBE EDELİM

TÖVBE EDELİM İnsanoğlu zayıftır, hatalar yapabilir, gaflete düşebilir, günah işleyebilir. Kul hakkına girebilir, Allah’a karşı şirk koşabilir. Aklı ve gönlü temiz olmayan insan, Allah hakikatine erişemeyecektir, insan makamına eremeyecektir, İslâm olamayacaktır. Aklı ve gönlü temizlemenin, günahlardan dönmenin ilk adımı tövbedir. Hadi gelin tövbe edelim. TÖVBE Bismillâhirrahmânirrahîm Estağfirullah, Estağfirullah, Estağfirullahe’l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve’l-hayyü’l-kayyûmü…

İLM-İ LEDÜN KİTABINDAN BİR BÖLÜM (ilm-i siyaset)

İLM-İ LEDÜN KİTABINDAN BİR BÖLÜM İLM-İ SİYASET İlm-i ledün ehli, ilm-i siyaset ehlidir. İlm-i ledün bilmeyen, ilm-i siyaseti bilemez. İlm-i siyaseti, Devlet yönetimindeki siyaset olarak düşünmemek gerekir. Siyaset, seyis kelimesinden gelir. Seyis, at terbiyecisine denir. Seyis; terbiye eden, eğiten, güden, yön belirleyen, yol belirleyen demektir. Eskiden Türk kültüründe, yabani bir atı terbiye edip binilecek bir…

İLM-İ LEDÜN KİTABINDAN BİR BÖLÜM

İLM-İ LEDÜN KİTABINDAN BİR BÖLÜM 64: “Kâle zâlike mâ kunnâ nebgı ferteddâ alâ âsârihimâ kasasâ” Meâli: “Dedi ki: İşte bizim aradığımız hakikatler buydu. Böylece onlar, nakledilen sözleri dinlediler, kendilerine tesir eden kendi bildiklerinden döndüler.” Mûsâ’nın gönlüne uyan Hızır’ın anlattıkları idi. Mûsâ aradığını bulmuştu, sorularının cevabının olduğu yere erişmişti. Firavunun sarayında öğrendiklerini ve Hızır’dan duyduklarını kıyaslamış…